Damla Demircan Kesim

Damla Demircan Kesim
@Damlakesim
Kitaplarla büyümedim belki ama, büyürken hep bir kitap elimden tuttu. Her sayfada bir iz, her hikâyede bir parçam var. Eğitim, Psikoloji, P4C ve Çocuk Gelişimi üzerine kaleme aldıklarımı okumak isterseniz: medium.com/@damlademircankesim
Çocuk Gelişimi ve Eğitim uzmanı
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitimin felsefi sosyal ve tarihi temelleri yüksek lisans
İstanbul
İstanbul
27 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Şimdi gidebilirsin diyorum…
Sen mevcut düzenin gerçek bir hamisiyken, ben halk düşmanıyım. Sen konuşmak istiyorsun, bense yıkmak istiyorum. Sen her şeyin olduğu gibi kalmasını isterken ben her şeyin son bulmasını istiyorum. Senin köpeğin, benimse geyiğim var. Sen satın almak istiyorsun, bense takastan yanayım. Aramızdaki bazı farklar özetlenmiş oldu. Köpeğinle buraya gelip pislik yapabilirsin ancak şunu bilmelisin: Düşünce tarzını sevmiyorum, kıyafetlerini sevmiyorum, köpeğini sevmiyorum, hele hele o kendinden hoşnut sırıtışını hiç sevmiyorum. Bu pis sırıtışın temelinde, dev bir maddi güvence ve uzun süre sağcı olmak yatıyor. Sadece sevmemek de değil, buna tahammül edemiyorum. Şimdi gidebilirsin" diyorum. Doppler Erlend Loe
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Annen bir süre sonra aranızdaki bağı merhametsizce kesecekti
Seni kendinden uzaklaştıracak ve çekip gitmeni isteyecekti. Çünkü geyikler böyledir. Çok iyiymiş gibi görünür, sonra da çocuklarınıza bok gibi davranırsınız. Çok hayvansınız. Çocuğu doğurup, emzirip biraz da yol gösterdiniz mi, tamam; onlar tam kendilerini güvende ve tehlikeden uzak hissettiklerinde de başınızdan atıverin. Annen kısa bir süre sonra, hatta belki de gelecek hafta sen kendi yoluna, ben kendi yoluma, diye başlayacaktı; o gün senin için acı bir gün olacaktı, pek çok geyiğin asla üstesinden gelemediği bir gün, ama ben anneni öldürdüğüm için şimdi bunları yaşamaktan kurtuldun; bunun yerine onu, çatallı diliyle değil, her zaman arkanda olan ve manasızca, birdenbire senden koparılıp alınan biri olarak hatırlayacaksın, dedim tüylerini tararken.
Sayfa 14 - Yapı kredi yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
SOKRATES’İN SAVUNMASI
9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2025 49. kitabı
Şunu sorarak başlayalım: “Bugün ben yargılansaydım, neyi savunurdum?” Çünkü Sokrates’in Savunması sadece felsefe değil, insanın kendi yaşamını sorgulamasıdır. “Sorgulanmamış bir hayat, yaşanmaya değmez.” Bu cümleyi ilk duyduğumda küçüktüm. Sadece kulağa akıllıca gelen bir aforizmaydı. Ama Sokrates’in Savunması’nı okuduğumda artık bir aforizma değil, bir tokat gibi çarptı bana. Sokrates bir filozof değil, bir aynadır. Kendi zamanına değil, her zamana ait bir soru işaretidir. Duruşmadaki sözleri sadece kendini değil, beni de savunuyor gibiydi. Ben bazen düşüncelerimi yüksek sesle söylemekten çekinmişimdir. Hatta bazı cümleleri sadece içimden geçirmişimdir — sırf “yanlış anlaşılırım” diye. Ama bu kitapla birlikte şunu fark ettim: doğruyu söylemek değil, susmak yargılanmalıymış. Sokrates’in cesareti, bilgiyle değil inançla örülü. “Ben bilmediğimi bildiğim için daha bilgiliyim,” derken aslında bilginin sınırlarını değil, insanın sınırlarını anlatıyor. Bugün her yerde fikir sahipleri var ama soru sahibi olan çok az. Ve Sokrates bunu hep sordu: “Bunu neden düşünüyorsun?” …Ve bu soruyu sormak, yargılanmasına yetti. Ben bazen öğrencilerime “Neden böyle düşünüyorsun?” diye sorduğumda bile meraklı bakışlarla bakan gözler görüyorum. Belki de çocukken bize hiç sorulmadığı için. Belki de kimse bize bir şeyin doğrusunu değil, nedenini sormayı öğretmediği için… O yüzden bu kitap sadece bir kitap değil: bir vicdan provası. Bugün ben mahkemeye çıksam neyi savunurdum? İnançlarımı mı? Sessizliklerimi mi? Kayıtsız kalışlarımı mı? Sokrates ölmedi. O günden beri her sustuğumuzda bir yudum baldıran daha içiyoruz. Bazen susarak. Bazen düşünmekten vazgeçerek.
1000Kitap
Sokrates’in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Eğitim Yayınları · 064,8bin okunma
9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2025 49. kitabı
Platon (Eflatun)
8.2/10 · 64,8bin okunma
Çadıra yorgun argın geri döndüğümde
çoktan karanlık bastırmıştı. Geyik yeniden ortaya çıktığında artık hiçbir şey yapacak halde değildim. Teslim oldum. Gece çadırda onunla birlikte uyuduk. Şaşırtıcı bir şekilde ısınmama çok faydası oldu. Gecenin büyük bir kısmında onu yastık niyetine kullandim, sabah uyandığında da öylece yatmaya devam ettik; insanlarla pek yaşamadığım türden bir samimiyet ve yakınlıkla birbirimizin gözlerinin içine baktık. Böyle bir şeyi karımla bile yaşadığımı pek sanmıyorum. İlişkimizin başlarında bile. Muhteşemdi diyebilirim. Annesini öldürdüğüm için ondan özür diledim; artık korkmasına gerek kalmadığını, bugünden sonra buraya istediği gibi gidip gelebileceğini söyledim..
Sayfa 12 - Yapı kredi yayınları·Kitabı okudu
Alıntı