Caner

Caner
@Darkness76
Keşan
Iğdır, 8 Ağustos 1997
9 okur puanı
Ağustos 2025 tarihinde katıldı
Küçük mucizeleri kabul ettiğimiz zaman kendimizi büyük mucizeleri hayal edebilecek yeterlilikte hissederiz.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
cDaha ne kadar bekliyeceğiz? Size acele işim var, gideceğim, dedim. Hala Macar şirketinden gelen mektubun tercümesini getirmediniz!, diye bağırmıştı. Öteki, iskemiesinden süratle doğrulara.k: «Ben bitirdim efendim! Hanımlar bir türlü yazamadılar. Kendilerine başka işler verilmiş!:. dedi. «Ben size bu işin hepsinden acele olduğunu söyleme- dim mi?» «Evet efendim, ben de onlara söyledim!» Harndi daha çok bağırdı: cBana cevap vereceğinize size havale edilen işi yapın!» Ve kapıyı vurarak çıktı. Raif Efendi de onun arkasından çıkarak daktilolara tekrar yalvarmıya gitti.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Martin hayatın bu son lütfu için şükran duydu. Kollan ve bacaktan yorulup artık hareket edemez hale gelene dek, aşağı, daha aşağı yüzdü. lyice derine indiğinin farkındaydı. Kulak zarının üzerindeki basınç acı vericiydi ve kafasında bir uğultu vardı. Tahammülü azalmaya başlamıştı ama kollan ve bacaklarını, onu derine çekmeleri için zorladı. Ta ki azmi kırılıp, ciğerlerindeki hava patlarcasına boşalana değin. Yukan çıkan hava kabarcıktan, yanaklarının ve gözlerinin üzerinden küçücük balonlar gibi geçti. Sonra acı ve boğulma başladı. Bu acı, ölüm değildi; bilincini kaybederken zihninde savrulan düşüncelerdi. Ölüm acı vermezdi. Bu yaşamdı; içindeki berbat tıkanma hissi, yaşamın ıstırabıydı. Yaşam ona son bir darbe vuruyordu. Elleri ve ayaklan inatla kasılmaya, güçsüzce çırpınıp titremeye başladılar. Ama Martin elleriyle ayaklanm ve onlann böyle çırpınıp titremelerine yol açan yaşam arzusunu kandırmıştı. Çok derinlerdeydi. Onu asla yüzeye çıkaramazlardı. Bir hayaller denizinde kayıtsızca yüzer gibiydi. Renkler ve ışıklar onu sanyor, içine nüfuz ediyordu. O da neydi? Bir deniz fenerine benziyordu. Ama aslında beyninin içindeydi; yanıp sönen parlak, beyaz bir ışık. Giderek daha hızlı yanıp sönmeye başladı. Uzayıp giden bir gümbürtü duydu ve geniş, çok yüksek bir merdivenden yuvarlandığını sandı. Aşağıda bir yerlerde, karanlığa düştü. O kadanm biliyordu. Karanlığa düşmüştü. Bunu bildiği anda, artık bir şey bilemedi.
Sayfa 419·Kitabı okudu
Aşkı ve hayatı pek çok sevmekten, Umuttan ve korkudan azade yiz artık Şükür olsun meçhul Tanrılar ki Hiçbir hayat sonsuz değil; Ôlüler hiç dirilmiyor; En yorgun nehir bile sonunda Güvenle denize dökülüyor.
Şiir
Vah zavallı, güzel kafa. Ruth böyle diyerek, elini uzatıp, parmaklarım onun saçında gezdirdi. - Artık kafam yorma. Gel şimdi yeniden başlayalım. Seni her zaman sevdim. Annemin arzusuna boyun eğerek zayıflık gösterdiğimi biliyorum. Öyle yapmamalıydım. Ama konuşmalarında, insanlığın hatalarından ve zayıflıklarından büyük bir sevecenlikle bahsettiğini duyuyorum. O sevecenliği bana da göster. Hatalı davrandım. Beni affet. Martin sabırsızca: - Ah, affediyorum, dedi, aslında ortada affedecek bir şey yokken, affetmek kolaydır. Yaptığın hiçbir şey için af dilemene gerek yok. İnsan kendi bakış açısına göre hareket eder, bundan başkası elinden gelmez. Ben de bir işe girmediğim için senden af dilemeliyim. Ruth karşı çıktı: - Senin iyiliğini istiyordum. Seven insan, sevdiğinin iyiliğini ister.
Sayfa 402·Kitabı okudu