Dave Brubeck

9/10
·520 syf.··
2022 23. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2022 17:57
Her seçim bir bedeldir. Kemal , Füsun 'u tercih ederken Sibel 'i kaybediyor . * Füsun ile aşkı devam ettikçe Sibel ile arası gayet iyi. Füsun varken Sibel de var. *Kitapta Füsun'un yokluğunu varlığından daha iyi betimlemiş. *Kemal aşka giden uğraştırıcılığı seviyor. *Füsun ,konu mankeni gibi onun duygularını çok göremiyoruz. *Benim için daha çok şehvete, hatta fantaziye yakın olan bu aşk, onun hayatının akışını değiştirecek, onu gelecek vaat eden bir nişanı bozmaya ve yıllarca ulaşılmaz hale gelen genç bir kadının peşinde dolaşmaya itecektir. * 70'lerde İstanbul'un keşfi ve İstanbul'un sosyetesi üzerindeki Avrupa etkisi ile ilk sayfalar içimi heyecanla doldurdu. Ama benim için aşkı fiziksel bir saplantı olarak kabul eden Kemal karakteri çok çabuk, olgunlaşmamışlığı ve benmerkezciliğiyle beni rahatsız etti, özellikle de dönüp duran bu 600 sayfada. * Kemal , takıntının içine düşüyor. Bu acıyı onun için katlanabilir kılacak olan eşyaları toplamaya başlıyor. Bu eşyalar o duyguları ,zamanı daha sadakatle kendilerinde barındırabiliyorlar. " Füsün'un eşyalarını ilk kez tanıyan ve inşasına katkıda bulunan nesneleri ellerimde hissetmek ... taşıdıkları hatıralar , ruhuma teselli edici güçlerini damıtıyor. "
Roman
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
Reklam
10/10
·152 syf.··
2021 28. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2021 18:09
Gölgeler ve ışıklar... Gölgelerden ışığa çıkmak için insan neler yapmaz ki ama çıktığı ışık bazen kaçtığı gölgeden daha rahatsız edici olabilir. Günümüz insanının ışığı para olduğu için gölgeler yoksulluktu. 'Yoksulsunuz, Mersault. Bıkkınlığınızın yarısı buna dayanıyor. Öteki yarısıyla yoksulluğu saçma bir biçimde kabul etmenize." Kahramanımız bu yoksulluktan sıyrılıp ışığa çıkma çabasındayken elini kana bular ama bunu o kişide ister kendine kıyamaz çünkü. Mersault ‘a yol gösterir. Cinayete ,intihar süsü verir. Kendi karanlığından aydınlığına geçişi bu noktadan sonra aslında kendinin sonu... Mutluluk nedir? Mersault için başlarda mutluluğun kaynağı para ve kadınlarla birlikte olmak gibi görüyor... "Şuna eminim ki, diye başladı Zagreus, parasız mutlu olunamaz. İşin özeti bu. Basitliği de, coşumculuğu da sevmem. Kendime hesap vermekten hoşlanırım. Dikkat ettim de, kimi seçkin çevrelerde paranın mutluluk için gerekmediğine ilişkin nüktemsi bir züppelik var. Bu aptallıktır, yanlıştır ve bir ölçüde korkaklıktır.” ...sonlarda zihinsel süreçte farklılaşmalar yaşıyor. (Bilinçli ölüm) Yalnızlaşmayla mutluluğa ulaşıyor kahramanımız ama bu yalnızlaşmayı yakalarken parasal sorunlarını aşmış sadece kendine odaklanmış durumda ekonomik kaygılardan sıyrılışı kendini keşfetmesini sağlıyor. Doğal ölüm bölümünde parayla mutluluğa ve sağlığa ulaşamamış Zagreus kendisinin yapamadığı eylemi kahramanımıza yaptırarak kendisinde gördüğü parasal eksikliği tamamlıyor. Zagreus mutlu ölüme Mersault eliyle ulaşıyor. “Yalnız zaman gerekiyor mutlu olmak için. Çok zaman. Mutluluk da uzun bir sabırdır zaten. Ve çoğu kez, para aracılığıyla zaman kazanmak gerekirken, yaşamımızı para kazanarak tüketiyoruz. Beni hiçbir zaman ilgilendirmemiş tek sorun budur. Bu kesin.” Mutluluğu kazanmak için
Edebiyat
Mutlu ÖlümAlbert Camus · Can Yayınları · 20166,2bin okunma
10/10
·110 syf.··
2021 23. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2021 19:46
Bir akıl hastanesinden taburcu edildiyseniz, bu iyileştiğiniz anlamına gelmez. Herkes gibi oldun. (Veronika Ölmek İstiyor-Paulo Coelho) * Yalnız kalmak : Aynı frekansa sahip insanlarla aynı ortamı paylaşamamaktan gelir. İlk başta çekicidir yalnızlık ama sizi içine çektiği derinliklerde kaybolursunuz. Sizi diğer insanlara karşı vurdumduymaz kılar uzaklaşırsınız gerçeklerden. Yalnız başınıza kurduğunuz imparatorluğu tek lideri sözü geçen tek kişisinizdir. Yalnızlık imparatorluğunun dışında sizden habersiz gelişen şeylere yabancılaşırsanız işler karışır. Bazen çevremizdekileri görmemeyi seçip kendi iç dünyamızda ya da kitaplarımızla yaşamayı, dışarıda dönen fırtınalar,yalanlar dolanlardan habersiz yaşarken acımasız avcıların okunun önünde kendimiz buluruz. Ne kadar uzak kalmayı istesekte beklenmedik anlardaki karşılaşmalara hazır olmalı zırhımızı kuşanmalıyız. * Acı: Marcus Aurelius “Acı, acı hakkındaki canlı düşüncedir. Bu düşünceyi değiştirmek için irade gücü göster, onu silkip at, şikayet etmeyi bırak; acı kaybolup gidecektir.” demiştir. Cümleler,yaşanmamış gerçeklikler dıştan bakış bir durum hakkında kesin yargılara varmamızı engellemeli. Hayatta zorluklar ve keskin virajlardan geçmeden Marcus’un bu cümlesini kullanmak olmamalı.Kimisi acıyı,mutluluğu yaşamanın onu iliklerine kadar hissetmenin canlı bir organizmanın bedenin ya da ruhun en doğal tepkisi olarak görür.Seyirci değil oyuncu olmak seni pişirir. *İnsanın varoluşu ve Tanrı : "Peki ama insan neden ölümsüz değil?" diye düşünüyordu. "Beynin merkezi ve kıvrımlari, görme ve konuşma kabiliyeti, bu sağlık ve deha, bütün bunlar toprağa karışarak eninde sonunda yerkabuğuyla birlikte soğumaya ve sonrasında dünyayla birlikte güneşin etrafında milyonlarca yıl anlamsızca ve amaçsızca dönmeye mahkûmsa neye yarar?
Edebiyat
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Koridor Yayıncılık · 202087,2bin okunma
10/10
·112 syf.··
2021 21. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2021 16:07
“ Santiago Nasar ,seni öldürecekler...” (28 Ocak 2009 Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesi seyirci koltuğundaki bir zarfın içindeki not...Bu not bir zarfla seyirci koltuğundaydı ve açıp okumuştum. Santiago Nasar’ın annesi Plácida Linero yerde gördüğü zarfı almaya tenezzül etmemişti. Oysa her şey farklı olabilirdi. Ama onun o gün ölmesi alınyazısıymış.Annem her zaman “Kader senden önce gider.”der. Kaderde Santiago Nasar’ı görünmez kıldı...) "Bazen kaderimiz bizleri görünmez kılar." Bayardo San Roman tarafından güzelce organize edilmiş bir düğün , Pedro ve Pablo Vicario tarafından kapısının önünde aldığı sayısız bıçak darbesiyle korkunç bir ölüm.Pişmanlıklar ,gerçekleşen hadiseyle değişen hayatlar... “Kokuların öyle bir inandırıcılığı vardır ki, sözden, gözle görmekten, duygudan, iradeden daha güçlüdür. Savılıp atılamaz bu inandırıcılık, soluduğumuz havanın ciğerlerimize işleyişi gibi, o da içimize işler, doldurur bizi, hepten ele geçirir, çaresi yoktur.” Patrick Süskind / Koku “O gün yalnızca ben değil , her şey Santiago Nasar gibi kokuyordu.” Santiago Nasar öldüğünde öyle bir koku vardı işte ,kokusu her şeye sinmişti. Bilinen bir cinayeti engellememenin ,göz ardı etmenin sonunda yaşanan felaketin insanda bıraktığı pişmanlığın kokusuydu.İnsanların her şeyden aldığı o koku yani onun kokusu Santiago Nasar’ın kokusu... Wenefrida Marquez: - Santiago , yavrum ! Neyin var? Santiago Nasar , onu tanımıştı. -Beni öldürdüler ,Wene Hala... Yıllar önce tiyatrosunu izlediğim bu kitabı bu kadar geç okuduğum için üzüldüm.Bence bu şaheser yazarın en iyi kitabı...
Edebiyat
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,3bin okunma
9/10
·664 syf.··
2021 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2021 16:26
“Oblomovstchina” İlya İlyiç Oblomov... Kitabı okurken onun üşengeçlikleri beni bile sinirlendirdi. Bu kadar boşvermiş olmak fazlaydı sanki. Dışarı çıkıp bir hava almak mı? Ne gerek var ? Kitap okumak ikinci sayfasında bırakılan bir eylem. Uyanmak,tavana bakıp düşüncelere dalmak .Giyinmek ,Zahar tarafından yapılan bir görev. Hayatı her şeyi ertemekle ,korkularla geçiyor.Vitesi boşa almış bir araç gibi. Kendine güven inşa etmesine ,hayatın gerçekleriyle yüzleşmesine izin verilmemiş bir hayat sürmüş biri hayata karşı hep çekingen kalır .Girdiği işlerde memurluk görevinde stresine dayanamayıp istifa ediyor.Bir boş vermişlik içinde yaşarken tam bir mirasyedi olarak yaşasa da malının mülkünün durumundan bir haber yaşıyor. Etrafına sarmış kan emiciler ondan koparabildiklerini koparmaya çalışırken o çok umursamaz.Aslında Oblomov da neyin doğru neyin yanlış olduğunun farkında ama bir girişimde bulunmuyor. "Biliyor musun Andrei, hayatımda hiçbir zaman ateş yakılmadı, ne yararlı ne de yıkıcı, hiçbiri. […] Hayatım bu yok oluşla başladı, tuhaf ama gerçek! Kendimin farkına vardığım ilk andan itibaren kendimi söndürdüğümü hissettim. İyi ki Stolz diye bir arkadaşı var.Oblomov’un sahip olduğu özelliklerin aksine sahip .Onu kan emici vampirlerin elinden her seferinde çekip alıyor.Beni bırak diyen dostunun elini sıkıca tutup bırakmıyor.Oblomovka’da ki mülküyle alakalı her şeyi hallediyor.Stolz ,Oblomov’a teşhisi koyuyor:Ob-lo-mov-luk Oblomovluk Nedir? Bir varoluş trajedisi olan Oblomovluk, bilinçli bir tembellik/atalet halidir. Bir uyuşukluk değil, aksine fazla uyanıklık, her şeyin farkında olma, bir adım ötesini görme halidir. Ancak tüm bu farkındalık dolayısıyla sonunu gördüğü yolda ilerlemek istememenin getirdiği bir tükenmişlik ve kendini gerçekleştirememedir. Sosyal yaşamdan
1000Kitap
Oblomovİvan Gonçarov · Koridor Yayıncılık · 202249,8bin okunma
Reklam