Ancak çok uzun zaman sonra, olayı yeniden sakin kafayla gözden geçirdim ve Kolpikov hakkında bir sonuca vardım. Bana saldırırsa karşılık vermeyeceğimi düşünerek, yıllar önce yediği dayağın öcünü, koyu tenli, tıraşlı adamın yanında, benden almıştı. Aynı benim hödük diye çağrılmanın öcünü masum Dubkov'dan aldığım gibi.
Ölüm ruhumuzu ne hale getiriyor kim bilir? Onu ne hale sokuyor? Ondan aldığı ya da ona verdiği nedir? Onu nereye koyuyor? Etten gözler veriyor mu ona arada sırada, dünyaya bakması ve de ağlaması için?