“Kocasının mutsuzluğu pahasına, bir kadının mutluluk peşinde koşması uygun mudur?” Ruhum cevapladı bu soruyu, ama şu soruyla: “Kendi mutluluğu için, bir erkeğin kadının kalbini köleleştirmesi uygun mudur peki?”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
bazı insanlar kendimizi dürüstçe yaşadığımız zaman diğerlerinin bu açıktan yararlanarak bizi devirmeye çalışacakları görüşünü savunurlar. Oysa bir insan ancak kendi içinde devrikse başkaları tarafından devrilebilir
“Dünyada iki tür insan vardır: Yaşayanlar ve yaşayanları seyredip eleştirenler. Seyretmek ölümü, katılmak ise yaşamı simgeler!
Yaşamak, kendisi olabilmeyi ve yaşama etkin bir biçimde katılabilmeyi tanımlar. Bu, insanın kendi sorumluluğunu, bir başka deyişle, yaşamına anlam katma sorumluluğunu içerir. Sorumluluğunu üstlenen kişi özgürdür. Özgür insan daha az korkar, onun için sevebilir!”
Tutucu kişi, yapmak istediği ama yaparsa suçlanacağı davranışları başkalarında gördüğünde onları eleştirerek ya da engelleyerek kendi isteklerini ketlemeye çalışır.
Babalar hakkında yazmak daha zordur. Belki de annenizle aranızda görünmez bir göbek bağı varlığını çocukluğunuz boyunca sürdürdüğü içindir; anne hep yanınızdadır, öğle yemeğini hazırlar, hastayken size o bakar, elini alnınıza koyar; anne içinde yüzdüğünüz hava gibidir. Baba bambaşka bir şeydir-puslu, belirsiz ve karanlıktır, bazen korkutucudur, çoğu zaman ortada yoktur, sigarasının şnorkeline kenetlenerek başka sularda ve bulutlarda yüzer.
Tüm dünya edebiyatı, Bulgar edebiyatı da istisna değil, anneyi yüceltir ve babaya acıklı Kafkaesk mektuplar yazar.