Sık sık, tapınağın korusunda ve kalenin gölgesinde, aranızda en özgür geçinenlerin, özgürlüklerini bir boyunduruk ve bir kelepçe gibi taşıdıklarını gördüm.
Ve kalbim kanadı; çünkü ancak özgürlük arayışında hissettiğiniz derin arzu size gem vurduğunda ve özgürlükten bir amaç ve bir bütünleniş olarak bahsetmeyi terk ettiğinizde, gerçekten özgür olabilirsiniz.
Siz, günleriniz endişesiz ve geceleriniz bir istek ve üzüntüden uzak olduğunda özgür olacaksınız.
Şehir kapılarınızda ve sıcak yuvanızda yere kapanıp, özgürlüğünüz için dua ettiğinizi gördüm;
Tıpkı kölelerin kendilerini kılıçtan geçiren bir zorbanın önünde eğilmeleri ve onu övmeleri gibi...
Fakat sizler , gökyüzünün çocukları, rahat içinde rahatsız olanlar, sizler tuzağa düşürülmeyeceksiniz, ne de ehlileştirileceksiniz.
Eviniz bir çapa değil aksine bir yelken direği olacak.
Bir yarayı örten parlak bir çeper değil aksine gözü koruyan bir göz kapağı olacak.
Kapılardan geçebilmek için kanatlarınızı katlamayacaksınız, ne de tavana çarpmasınlar diye başlarınızı eğeceksiniz, ne de duvarlar çatırdayacak ve yıkılacak diye soluk almaktan korkacaksınız.
Sizler, diriler için ölüler tarafından inşa edilen türbelerde oturmayacaksınız.