“+Hayatım ağzına kadar mutluluk dolu; öyle yaşamak istiyorum ki... Sonra birden her şeye bir zehir karışıyor.
- Ah! Prometheus'un ateşini insan böyle ödüyor işte! Bu sıkıntıya katlanmakla kalmayacak, onu seveceksin; içinde doğan kuşkulara, sorulara saygı göstereceksin. Bunlar hayatın taşan, fazla gelen kuvvetleridir; en çok da mutluluğun en son sınırına vardığı, bayağı isteklerin sona erdiği zaman ortaya çıkarlar; sıradan bir hayat içinde doğmazlar. İhtiyaç ve dert içindeki insanlar onlarla baş edemezler. Halk yığın yığın şüphe bulutlarının, anlamak çabasının verdiği sıkıntıyı bilmez. Fakat zamanında cevap arayanlar
için bu sorular bir yük değil, tersine bir nimettir.”
“Özellikle de açgözlülüğünden
iğrenirdim, çünkü muhtemelen ben daha da açgözlüydüm. Açgözlülük derin bir
mutsuzluğun en saşmaz belirtilerinden biridir”
Franz Kafka- Babaya mektup
“Bayılıyorum şu delikanlılara: hem kahvelerini içiyor hem de anlaşılır, inandırıcı hikayeler anlatıyorlar. Dün ne yaptıklarını sorsanız, iki sözcükle, hiç teklemeden anlatıverirler. Bana sorulsa apışıp kalırım. Doğrusu, vaktimi nasıl geçirdiğim uzun zamandan beri kimsenin umrunda değil. İnsan yalnız yaşayınca, anlatmanın bile ne olduğunu unutuyor.”
Jean-Paul Santre ~ Bulantı.