Serinin ilk kitabı Çim Adam'ı okuduğumda, edebiyatın çıplak kralını tanıdığım için memnun oldum demiştim. Şimdi çoğu yazarın kendinden bile sakladığı otobiyografi cesaretini sınırları aşacak şekilde üreten yazarı tebrik ediyorum. Aykırı olduğu kadar da bizden biri bu adam. Bu Sabah, Dün, Bu Akşam kitabında hakikat, yaşamın yalancılığının içerisinde gün ışığı gibi parıldıyor. Hayat dersi ile çözülüyor şiirsel roman. Dengesiz ve bir o kadar da tuhaf dünyası içerisinde itinalı, akılda kalıcılık var. Bir miktar sıra dışılık ile yaşamın tuhaf dengesini korumak var. Hislerin panayırında Meriç yine var, bedensel olarak Esen var, korkularla Neveser var, dost korumasıyla Özlem ve İlker var... Fakat Neval varken yok, Galip Baba ise hiç yok (en üzücüsü de bu)... Son on beş sayfa beni sarstı, dokunaklıydı, hayatın anlamı için mücadeleyle doluydu.