A.

A.
Martin ama Edemeyen Que sera sera... Hoşuma giden paylaşımları beğeniyor ve takip ediyorum. Etkileşim için takibe gerek yok Film Arşivim: simkl.com/7456051/movies/...
Bu konu hakkında bir bilgisi ya da fikri olan var mı?
Bazı insanların ister samimi ister mesafeli, ister tanıdığı ister tanımadığı insanlarla konuşurken olsun konuşma sırasında cümlelerinde sıklıkla karşıdakinin ismi ya da sıfatını zikrederek hitap ederek konuştuğunu, bazı insanların da bunun tam aksine en samimi oldukları kişilerle konuşurken bile itinayla isim veya sıfatla doğrudan hitap etmediklerini fark ettim. Bunun kendini tutmak ya da aksine çekinmek gibi şeylerden değil de en tabii, en rahat hallerinde dahi böyle olduğunu gördüm. Bunu başka fark eden ve bunun sebebi veya temeli hakkında herhangi bir fikri olan var mı acaba?
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Nasıl söyleyeceğimi uzun uzun düşünmüş, biyoloji derslerinde ezberlenmiş bir tanım gibi duygusuzca söylemiştim. Duygusuz olmaya çaba sarf etmiştim. Yeteri kadar acı verici bir durumu daha da katlanılmaz hale getirmek istemiyordum. Evdeki bulaşık makinesinin bozulduğunu söyler gibi, kör olacağımı söyledim. Bugün yağmurda ıslandım der gibi, gözlerimi kaybettiğimi söyledim. Düğmem kopmuş gibi, ayağım burkulmuş gibi, taksi bulamamışım gibi, çanta sapım elimde kalmış gibi. Sıradan, duygusuz, monoton, bir parça muğlak, gerçekliğinin üzerini örter gibi.
Gerçekten önemseyen iyi insanların bile en yaygın hatası
Kendi hayatımın gürültüsünden kulaklarım sağırlaştığı için bir başkasının hayatından gelen kısık sesleri duyacak halde değildim.
Tahammül edemedikleri asıl büyük kusur kendi ruhlarındaydı ama onlar kusuru bedenlerinde arıyorlardı.
Kötü biten hikayeleri anlatmanın en zor yanı, neresinden başlayacağını bilememektir. Böyle hikayeleri anlatmak, her defasında aynı kuyunun içine düşmeyi göze almaktır. Ucundaki kan kurumadan, hançeri tekrar tekrar kalbine saplamak gibidir. Hatırladıkça ellerim titriyordu, küçük, nemli, karanlık, basık bir odada hapsolmuşum gibi nefesim daralıyordu. İnsan iyi biten hikayeleri, hiç bitmesin diye her seferinde yeni yeni ayrıntılar ekleyerek küçücük anları bile süsleyip püsleyip anlatırken, sonu kötü olanları, kelimeler ateş olup boğazını, dilini, dudağını yakacakmışçasına hızla bitirmek istiyor. En azından kendi hikayesi için böyle.