Bu seri benim okudukça tatmin olmamama rağmen okumayı en çok sürdürdüğüm seri oldu. Bunun sebebi ise bana en başından İzan ile ciddi miktarda potansiyel barındırdığını hissettirip sonrasında vasat bir ilerleyiş olsa da bir yerde patlamayı yapıp açılacağına inanıyor olmamdı lakin 3. kitabın 292. sayfasına kadar bu direncimi sürdürdüm ve an itibariyle sonlandırıyorum. Gerçekten mükemmel işlenip üzerine karmaşık bir evren ve derin karakterlerle şaheser olabilecek bir konu böylesine ziyan edilmiş inanması zor. Vasatın altında demek de seriye birazcık sert davranmak olabilir ama 1000 sayfaya yakın okuduğum kısmında heyecanlanıp coşku duyduğum sadece 4-5 sayfa oldu desem yalan söylemiş olmam. Serinin en başından beri Fitz ile hiç ama hiçbir bağ kuramadım. Kafasının içi samanla dolu boş karakter olarak yazılmış ve karakter gelişimi de sıfır. Hiçbir muhakeme, plan, zeka ve dahi özdeşleşilecek duygu esintisi alamadım. Kitapta en sevdiğim karakter Lady Patience ve Kettricken olabilir. Hiçbir ters köşesi, kurgu olağanüstülüğü ve heyecanı olmayan net hayal kırıklığı bir seri oldu benim için. Şöyle de bir ne yazık ki altı dolu önyargım oluşmuş durumda ki Kargalar Meclisi dışında bir kadın yazarın derinlikli ve akıcı bir fantastik serisini okuyamamış olmaya da şaşırıyorum. Karakterlerle bireysel olarak da evrendeki karakterlerin kendi yerleri olarak da bir türlü karakterleri benimseyemeyip olay akışında heyecan duyulmuyor ne yazık ki. Hem kurgusu hem de karakterleriyle destansı Fantastik yazmak apayrı bişey bence. Umarım ileride bu önyargımı kıracak bir seri de okuyabilirim de Fantastik Kurgu romanlara birikmiş açlığımı doyurmama yardımcı olabilir. Mic drop...