Deniz sahin

Deniz sahin
@Denissahin
Rusban seracılık
ziraat mühendisi
ODTÜ Ankara ziraaat
Rusya
10 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
Ben atilla ilhan çok üzülürüm edebiyat tarihimizin en iyi şairlerinden biri ama kendini çirkin buluyormus hep söylüyorum ya sevmek belki biseydir ama sevildiğini bilmek çok şeydir diye işte sevildiğini bilince insan güzelleşiyor sakinlesiyor yüzünde gülüşler çoğalıyor peki sevilmeyince işte Atilla ilhan aysel git başımdan sana göre değilim benim için kirletme aydınlığını hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim SIZCE ?
Reklam
Turgut uyar demiş ki: - En iyi ben yenilirim; dosta, düşmana, aşka… Tomris Uyar demiş ki: - Biri geliyor, hayatımıza bir makas atıyor; o yaşadığımız bölüm, bütünün dışına düşüyor. Cemal Süreya demiş ki: - Kim istemez mutlu olmayı ama mutsuzluğa da var mısın? Edip Cansever demiş ki: - Özlemim sanadır, varsın kar yağsın, daha yağsın seni arındırıncaya kadar. Didem Madak demiş ki: - İnsan kaybolmayı ister mi? Ben işte istedim bayım. Uzaklara gittim Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım! Sabahattin Ali demiş ki: - Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor da, kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlanış da insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde “bu böyle olmayabilirdi” düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır. Tezer Özlü demiş ki:
Üç Nokta
Büyük konuşanlar Alınlarında eğri olmayanlar Yalnız yükseği görenler Herkesin ortasında yürüyenler Bütün ışıkları yananlar Sesi menevişsizler Güzü küçümseyenler Gözyaşına arkasını dönenler Kendini mutluluk bilenler Sessizlikten korkanlar Yalnız eşyalarına gülümseyenler Öyküsünde öteki olmayanlar Kederle kirlenenler Aynası buğusuzlar Kışa yolu düşmeyenler Kalbi ölüm mühürlüler Penceresi dışa açılmayanlar Aşktan utananlar Güzelliği kimsesizler Dili şiddet olanlar Gövdesi sözünden önce gelenler Dünyaya dokunmayanlar Unutanlar, unutanlar Ey tek heceli darlık... O mevsimim ki herkesten yapılmış Üç noktayla biten bir cümleyim artık.
Şiir
Çöküşümü izle! yarınlarla beraber Yürek yangınlarımı cehenneme götürme vaktidir Yeryüzü çirkefliğe bürünmüş; altında dualar gömülü Sat anasını salya sümük ucube zevklerin! El değmemiş hülyalarımı, zindanlarımda büyütürüm Nefretini kus! uykularda ölmeden önce Benliğimi işgal et cengaver acılarla Ben, bugünleri geçtikçe; takvimlerden düşüyorum Sarsıl! Yıkıl! kırgınlığını içine at bir kere Belki sende çabuk yürürsün kırık canlar üstünde İlkbaharlar yaza geçmeden daha; Yazlar ayaza dönecek şimdi benimle
Alıntı
Bir zamanın içerisinde anlayışların değil de aldatışların olduğu anlardı. Belki de, benim yaşadığım mevsim. Hangi mevsimdi? Adı neydi? Bilinen bir anın, bilinmeyen bir zamandan başka bir şey değildi. İçerisinde “gitmem gerek,” diye başlayan cümlelerin her harfinde, yolların adımlarında, yılların yaşanmamışlığında, gelişler ve gidişlerin olduğu baharlardan başka bir şey değildi. Bilmiyorum, belki de “gitmem gerek” diye başladığı sözleri arasında çoktan gitmişti benden. Ve ben… Ertelediğim kendimin, ertelemediği yalnızlığında yaşayıp gidiyordum. Sessizliğin kulağıma seslenen bir fısıldayışında, “anıları sil,” deyişinde ne anıları silebildim ne de anlarda var olabilirim gibi bir şeydi yaşamaya çalıştığım. O, çok sevdiği gözlerimin kahvesinden akan yaşların, kirpik uçlarımı sızlatarak yaşlar arasında bırakmasına nasıl dayanırdı her gece? Kapı ardı bekleyişlerin, göz donduran, gözlerimin ardında dolan zamanlarda…
Reklam