Etrafında sürekli bozulma gören insanın kendi nefsiyle bir meselesi vardır; başkalarında sürekli bir samimiyetsizlik arayan kişi, haddi zatında kendi karanlığından saklanmaktadır. Olgun insan, hem kendisinde hem başkasında yükselmenin imkânlarını gözetler.
Kemal Sayar|
Kitabın özeti aslında Sokrates’in Kallikles’e verdiği şu cevapta yazıyor.
“ Yığınla insanın peşinden koştuğu şan ve şereften uzak kalmaya bakıyor, yalnızca doğruyu arıyorum.”
“İnanç cesaret ister. Cesaret, riske girmek, acı ve düş kırıklıklarını göze alabilmektir. Tehlikesizliği ve güveni yaşamdaki en önemli şey olarak görenler, inanca sahip olamazlar. Bir savunma sistemine sığınıp burada belli bir mesafe ve mal mülkle güvenliğini sağlamaya çalışan kişi, kendi kendini tutsak eder. Sevilmek ve sevmek cesaret gerektirir, bazı değerleri en ‘üstün değerler’ olarak görme, bu değerler için tehlikeleri göze alabilme cesaretini ister.”
Hepimizin felsefeye az buçuk kenarından köşesinden dokunmuşluğu vardır. Üniversite zamanı felsefe; coolluğun, aykırılığın belirtisi olarak görülür. Lise zamanı ise zorunlu dersler sebebiyle- ne kadar anlayacaksak- felsefenin figüranları aykırılıkları ile hepimizin ilgi odağı olmuştur. Hatta bu etkiden dolayı çoğumuz felsefe hocalarımızı da aykırı adamlar olarak tasavvur etmişizdir. Gerçi çoğu öyledir her ne kadar biz kendilerini yeterince tanımasakta..
Benim de herkes gibi temasım vardır. Felsefecileri de az çok bilirim. Öncelikle İmmanuel Kant. Lise hocamız Kant’a hayrandı, ağzından düşürmezdi. Oradan bilirim. Nietzsche , Sartre ve Camus’u ise populeritelerinden. Bir dönem felsefe ile de ilgilenmiştim, daha doğrusu ilgilenmeye çalışıp Platon’un Devlet’inden üç kitap okuyunca pes etmiştim. O dönemden de ilk dönem filozoflarını bilirim. Haklarında tek kelime bilmediğim filozoflarda vardır.
Bunlardan birisi de daha bir ay önceye kadar Schopenhaur’du. Ta ki dusunbil.com/schopenhauer-he... makalesini görene kadar. Bilmemenin, duymamanın cezasını da ağır ödedim diyebilirim. Adam beni eline bir aldı, yer misin yemez misin, okuduğumdan beri sopalıyor. Hayatımda ben böyle dayak yemedim. Tüm tabularımı sarstı. Bu dayak iyi de oldu. Biraz kendime çeki düzen verdim, vermeye çalışıyorum.
Öyle sarsıldım ki anlatamam. Hala da tam bir çıkışı yolu bulabilmiştim değilim. Mesele okuma meselesi. Ben bulduğum tüm boş zamanlarda okurum. Heralde bana 1 hafta kitap okumayı yasaklasalar kafayı yerim, boşluktan.
Peki niçin okuyorum? Bunun cevabı yok. Keyif almak için mi, hayır. İnsan tüm zamanını keyif almak için harcamaz. Yazmak için mi, kendim öyle desem de düşününce hayır. Yazmak için neredeyse hiçbir çabam yok. Yazmak
Bu kitapta yazar tam bir Darwinizm savunucusu olarak karşımıza cikiyor. Darwin'in dogal secilim kuramı ile başlayan ve devam eden, düzensiz atomların düzenli yapısal formlara dönüşünü basitçe anlatmaya calisiyor. Evren kararlı nesneler topluluğudur diyor. Varolusta bu kararlı atomların birleşmesi ile etrafımızda gördüğümüz hersey oluşmuştur diye detayli ancak basit ve anlasilir sekilde anlatiyor
Sonrada basliyor GEN i kimyasal, biyolojik acidan anlatmaya.
Tüm yasamsal döngünün amacının genin sonsuz yaşamına ev sahipligi yapmak oldugunu anlatiyor. Bedenlerimiz aslinda genlerimizin koruma bedenleri ve onların geleceğini garanti altina almak icin evrilmiştir ve evriliyor diyor.
Farklı bakış açılarını, fikirleri öğrenmek bana heyecan veriyor. Bunlar bilimsel teoriler sonucta. Merak edenlere öneririm okumak faydalıdır.
Gen BencildirRichard Dawkins · Kuzey Yayınları · 20172,068 okunma