Sevgi karşılıklıdır. Siz onları seviyorsunuz, onlar da sizi. Siz Tanrı'yı seviyor, ona şükrediyorsunuz, o da sizi seviyor. Tanrı en çok sevmeyi bilenleri sever.
Hani Uhud gazvesinde sizden iki bölük, Allah kendilerinin yardımcısı olduğu halde korkuya kapılıp geri çekilmeye niyetlenmişti. Halbuki müminler ancak Allah'a güvenip dayanmalıydılar. (Al-İ İmran Suresi 122. Ayet)
Ey iman edenler! Eğer kitap verilen hristiyan ve yahudilerden herhangi bir gruba uyarsanız, onların İslam'a aykırı hallerini ve yaşayış şekillerini plan ve programlarını benimseyip, kendinizi onlara benzeme ve beğendirme tavrına ve yarışına girerseniz, iyi bilin ki onlar sizi ve ailenizi imanınızdan ve manevi değerlerinizden koparıp, birbirinize hasım yapar sonra küfre/kafirliğe döndürürler. (Al-İ i İmran Suresi 100. Ayet)
Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda sadaka vermedikçe asla iyiye, hayra, takvaya, Allah'ın rızasına erişemezsiniz. Her ne sarf ederseniz şüphesiz Allah onu hakkıyla bilen ve mükafatını verendir. (Al-İ İmran Suresi, 92.Ayet)
Ne sen,
Ne ben,
Ne de hüsnünde toplanan bu mesa,
Ne de alam-fikre bir mersa,
Olan bu mai deniz
Melali anlamayan nesle aşina değiliz.
Sana yalnız bir ince taze kadın
Bana yalnızca eski bir budala
Diyen bugünkü beşer
Bu sefil iştiha, bu kirli nazar,
Bulamaz sende bende bir mana,
Ne bu akşamda bir gam-ı nermin
Ne de durgun denizde bir muğber
Lerze-i istitar ü istigna.