Hepsini bir arada değerlendirdiğimizde ben
de parçalarının bu kombinasyonuyla, iyi ve
kötü özel tecrübeleriyle, bu gezegende ve muhtemelen tüm evrende tek olan bir insanım, başka herkes gibi. Tüm zamanlarda biricik, özgün bir nüshayım. Belki şaşırtıcı bir nüsha, her halükarda dünya kültür mirasını korunmaya
değer bir parçası.
Belki de kazanmaya çok ihtiyacımız vardı. Tıpkı uçuruma düşen birinin bir tutam ota sarıması gibi. Kabul ederseniz ki uçuruma düşmeyen biri ağaç dalı diye ota sarılmaz.
Hayır işte! Tutkuları yermek ne için? Yeryüzünün biricik güzel şeyleri onlar değil mi; kahramanlığın, coşkunluğun, şiirin, müziğin, sanatın, kısacası her şeyin kaynağı onlar değil mi?
Bırak canım. Görev, büyük olanı duymak, güzel olanı sevmektir, bizi benimsemeye zorladığı iğrenç şeylerle birlikte toplumun bütün göreneklerine boyun eğmek değil.