Cioranın içindeki karışıklığı kaosu çelişkileri çarpıcı ve doğal bir şekilde işlediği kitaplardan biri .. Hayata mutluluk odağından bakanlar için önermem ancak sorular sorarak anlam arayanlara mutsuzlukla da olsa inadına tutunmaya inanlar için önerilir.. Cioran’ı hayatta tutan her an hayattan kaçabilme özgürlüğüdür zaten..
Değeri pek anlaşılamamış değerlerden biri olan Thomas Bernhardın bu eseri daha önce okuduğum otobiyografik beşlemesinin dördünde anlatılanların en başına gidiyor yazar bu eserde.. Tek başına okunmaması gereken bir kitap beşlemenin hepsini okumanız bütünü görmeniz açısından önemli
ÇocukThomas Bernhard · Sel Yayıncılık · 2016605 okunma
Ben bu kitapta Wertheimer'ın aslında yazarın kendisi olduğunu düşünüyorum.Sürekli umutsuzluğundan ve intiharından ötürü eleştirdiği bu arkadaşı kendisine göre daha cesurdur bence.Belki de sadece kendini eleştirmektedir yazar.Yine de çarpıcı biyografik özellikler barındıran bir kitap.Bernhard’ın Türkçe’ye çevrilmiş bütün eserlerini okuma fırsatı buldum..Olayları kurgularken genelde anlatı tarzını benimser yazar.. Paragraf kullanmayışı , uzun tekrarlayan monologları kendine özgü üslubunu ortaya koyuyor..
Bitik AdamThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20261,925 okunma
Kitabı soluksuz okuyamadım çünkü ölüme karşı bakış açımız mesafeli.. Her ne kadar dahimiz ölümü bir son olarak görmese de ölüm karşısında duyulan acının gereksizliğini ölümden önce zaten var olmadığımıza bağlasa da okunmaya değer bir eser..Ayrıca filozofun Hint felsefesinden de bazı noktalarda esinlendiğini görmek mümkün..
Ölümün AnlamıArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 20121,355 okunma
Thomas Bernhard ile tanışmam ılık bir İzmir akşamına denk geldi. Bisikletimle kenarları uzun kavaklı yolda serin bahar rüzgarının yüzümde yarattığı o hoş hisle ilerlerken kavağın dibinde bir gence takıldı gözüm.Bağdaş kurup sırtını çınara vermiş iki elinin içine kitabını yerleştirmiş büyük bir dikkatle okuyordu.Sakalları birbirine girmiş olan bu gencin yanına yaklaşıp bisikletimden indiğimde önünde bir örtüye serili onlarca kitap olduğunu fark ettim.Kitaplara olan ilgim çok küçük yaşlarda başlamıştı.Erkut amcanın evimizi ziyarete gelirken kolunun altında hep bana getirdiği kitaplar olurdu.Pek tanıdık gelmiyordu o ilkokul yıllarında Raskolnikov , Eugene Grandet . Çok yabancıydı belki Quasimado.Pek anlam veremezdim batı cephesinde değişmeyenlere .Ama seviyordum işte bu bilinmezlik ummanını.Sessiz sakin bir çocukluk geçirmem de etkili olmuştu bu dünyaya gözüm kapalı adım atmamda.Yalnızdım.İnsanlara açtım ama gerçek dünyanın değil kurgusal olanın insanlarına.Çok fazla okuyordum.Babamın da dikkatini çekmiş olmalı ki set set kitapları alıp sistemli okumamı istermişçesine bu ay da bunları okumalısın oğlum diyerek bu açlığı doyurmamda yardımcı oluyordu.İşte bu açlığın zirvesinde olduğum lise yıllarımda bisikletime atlar sırt çantamdaki kitabımı okuyabileceğim sessiz bir ağaç dibi bulur okurken kaybederdim kendimi.Zamanın nasıl geçtiğini bilemez karanlığın gözlerimi yormasına dek sürdürürdüm bunu.Böyle ılık bir İzmir akşamında rastladım bu gence.Önünde serili olan kitapları tek tek incelemeye koyuldum.Çanlar Kimin İçin Çalıyor , Karamazov Kardeşler , Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana … Hepsini okumuştum.Bu çaresiz incelemem gencin dikkatini çekmiş olacak ki aradığını bulamadıysan yardımcı olabilirim dedi.Bilemiyorum ama burda ilgimi çekebilecek bir kitaba rastlayamadım