Ben, kendimi yaşamımın dönüm noktasında hissediyorsam,
bunun nedeni kazandıklarım değil, yitirdiklerimdir. Kendimde sınır tanımaz ve derin güçler duyumsuyorum. Bu güçlerin sayesinde yaşamı "hissettigim gibi" yaşamaya zorunluyum. Bugün kendimi her şeyden böylesine uzak hissediyorsam, bunun nedeni, sevme ve hayran olmaktan başka bir güce sahip olmamamdır. Gözyaşı ve güneş yüzlü yaşam, tatsız tuzsuz yaşam, soğuk taşlar sunan yaşam, sevdigim ve hissettigim gibi olan yaşam, bana, yaşam okşandıgında, umutsuzluğun ve aşkın tüm güçleri birleşecekler gibi geliyor. Bugün, evet ile hayır arasında bir mola degildir. Bugün evettir ve hayırdır. Gözyaşları ve güneş olmayan her şeye hayırve başkaldırı. İlk kez verilmiş sözün tutulacağını duyumsadığım
yaşamıma evet.
15 Evlül 1937
Güven, ancak bilmek ve bilmemek arasındaki bir durumda müm kündür. Güven, hakkındaki bilgisizliğime rağmen güven Öteki ile olumlu bir ilişki kurmak demektir. Bu da bilginin mevcut olmadığı durumda eylemi mümkün hale getirir. Her şeyi önceden bilmem durumunda güven gereksizdir. Şeffaflık her tür bilgisizliğin ortadan kaldırılmış olduğu bir durumdur. Şeffaflığın hâkim olduğu yerde güvene yer yoktur. “Şeffaflık güven yaratır” yerine “şeffaflık güveni ortadan kaldırır” demek gerekir. Şeffaflık talebi, güven kalmadığında yüksek sesle dile getirilmeye başlar. Güvene dayanan bir toplumda mütecaviz bir şeffaflık talebi olmaz. Şeffaflık toplumu, azalan güven nedeniyle kontrole önem veren bir güvensizlik ve şüphe toplumudur. Yüksek sesle dile getirilen şeffaflık talebi toplumun ahlaki temelinin kırılganlaşmış olduğunun ve dürüstlük, doğruluk gibi ahlaki değerlerin giderek önemini yitirdiğinin bir göstergesidir. Çökmekte olan ahlaki merciin yerini yeni toplumsal buyruk olarak şeffaflık alır.