Bu dünyada her şeyin ne bayağı, ne beyhude, ne kirliydi!… Bu dünyada güzellik bir hayal, sezgi bir efsane, asalet ve zerafet, insanın üstünde hafif bir cilaydı.
Hafızanın, hatırlama ile kurulan ilişkisi sözcüklerin köklerine dikkat kesilerek de tespit edilebilir; örnek olarak hatırlama ile aynı kökten gelen hâtır, Arapça’da aynı zamanda hafıza demektir. İlginçtir ki Türkçede hem anı (hatıra) hem de anlamakın ve anlamin kökü anğ da hafıza ve hatırlamak anlamlarını içerir; unutulmamalıdır ki, ancak hatıraları olanlar hatırlar yani ancak anıları (anlamları) olanlar anlarlar; anlamlandırırlar. İnsanlaşmanın en önemli koşulu anlamlandırmaktır; öyleyse anı sahibi olmak yani bir tecrübeye, yaşanmışlığa sahip olmak, anlamlandırmak için zorunludur; anıların, tecrübelerin, yaşanmışlıkların mekanı hafıza olduğundan, ancak hem bireysel hem de toplumsal hafızaları (anıları) güçlü olanlar, olup bitene sahih bir anlam verebilirler. Son bir tespit olarak şu noktaya da işaret edilmelidir: hatırlamamız gereken kadar hatırlamamamız gereken de ya da kısaca unutmayı istemekte bir tür hatırlamadır…