Cihan Aydın

Cihan Aydın
@Destmanta
Şiir yüklü, duygu yüklü,
Erzurum
Erzurum
18 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı

Cihan Aydın

, bir kitap okudu
Puan vermedi·128 syf.·
2019 8. kitabı
Aleksandr Puşkin
7.7/10 · 36,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Janya
Xwedê û wext xelet hatiye xetimkirin naqosên dêran kerr... minare kin... doktrînên dekolte lixwekirî evdal... sarincên ji baranên derengmayî, derengbarî hatibû damezrandin, bi derbeke neşterê ya dirinde, şolî bûne barûyên ji evînên nukleerî, di serdabên ji krîstalên rokoko hatibûn kemilandin qîtik qîtikî bûne, ji xewnên bêxwedî xeyîdîme, pekiyame û hatime janya, ji nalînên min re vokalîstiyê bike (ji qevmê pezkoviyan re xew heram e) peykerekî: antîk, derîzî û mîtolojîk im, nêm ji min dihere, li ezmanê hundirê min, qaqlîbaz firînên kamîkazeyî li dar dixin, kovanên genimî, li ber aşên êşan, kêliyekê jî aş nabin, aj nabin, hûr dibin û hey hûr dibin, ji elfabêtan tîpek kêm dibe ku dimirim, w... ey waweylê janya, kezeba min dike di devê min re derkeve ji qehra... çiqas êvarên şînboz bihurîn û çûn ji keştiya xeyalan çirûskeke serzer peya nebû, li peravên hestên min ên hestî û çermmayî, pêxemberekî sexte di nav kirasê xwe yê gewrîboz de, bi derewan be jî dest dirêjî min nekir, min venexwend cemeata xwe, ferîşteyeke fahîşe sing venekir, maran jî ez ji kom û refên xwe aferoz dikirim, bi qasî yez- danekî bêqûl tenê dimam, mezhebên şêx û mirîdên wê ez, min diafirand di çarmixan de, min her çavê xwe li destmal-
Şiir
Her şeyi fazla anlamak psikolojik bir hastalıktır..
Bir tesadüfe 1. Mektup
Bu şehre ilk gelişimde bu bankta oturmuştum. O zamanlar yılın dört mevsimi olurdu. Ve yazdı bütün kıyılardan çekilen. Güzdü. Annem bana yalnızca ayrılığı öğretmişti, babamsa stran söylemeyi. İkisini toplayıp içine gül yaprağı düşen şiirler yazmaya başladım ben de. Zordu. Ardında boğaz kuruluğu bıraktı geçip giden her esinti. Susadım. Cebimdeki küçük “şehir planı”yla kayıp Bedeviler gibi dolandım durdum: “Şurası Kızılay, bu taraf da Kurtuluş olduğuna göre Dil Tarih ilerisi o zaman!” Yakındım. Bu şehre ilk gelişimde bu bankta oturmuştum. Hêja da yaşıyordu o zamanlar. Nasıl tanımazsın; yüzünde bir Lorca şiiriyle dolaşan bir sardunyaydı o. Kardeşti! Üstümde çizgili bir gömlek, bol bir pantolon. Eğretiydim. Saçlar ince bir tarakla sağa taralı, üç günlük sakal ve Özgür Gündem ve Ivo Andric. Gerçektim. Seyhan Oteli’nin ter kokan odalarından birinde perdeleri şehrin göğsüne açarken Cibran okuma demi olduğunu anlamıştım. Artık küçük adımlarla yaklaşacaktım sana. Uzaktın. Sen, gözlerinde, yalnız ikimizin bileceği o Can Yücel şiiriyle gülmeyi öğreniyordun. Ulus’ta birini bıçaklıyorlardı, Balgat’ta pazar kurulmuştu, Etlik’te bir telefon acı acı çalıyordu. Hurda vagonlarda tuhaf bir kaygı, yüksek hastanelerin perdesiz pencerelerinde mayalanmış bir sitem, üçüncü sınıf filmlerde 50.000 lira yevmiye ile figüranlık. İdare ediyordu. Yeterdi. Bu şehre ilk gelişimde bu bankta oturmuştum. Atalarımın feodal ovalarından çokça erdem, biraz da keder getirmiştim. Mahcup bir devrimin iziydim o zaman, Elazığ’daki özel tim noktasında kocaman ellerle dövülmüştüm. Kaçak kaldığım yurtların isiydim o zaman, gri şehrin sokaklarına karışan esmer bir çakmaktaşı. Dalgın, netameli, kırgındım; bilmiyorum ki neydim? Sen uzak bir semtte hüzünlü bir Alevi diye büyütülüyordun, Dersim gibi bakmak için
Şiir