Düşünüyorum da aşk sözcüğünü de biraz eksik
buluyorum şu şenlen ben arasındaki ilişkiye.
Daha büyük, daha sağlam bu bizimki. Aşk onun
içinde sadece bir kısım galiba. Ötesinde aşkla birlikte,
ama yer yer, zaman zaman onu aşan başka
duygular, başka esriklikler, başka baş dönmeleri
de var bizde. Seni seviyorum ve senin için her şeyim.
Beni seviyorsun ve benim için her şeysin.
Bir insan için şu kısa hayatta bundan daha büyük
ne olabilir ki. Acaba Mecnun Leylâ’yı elde edip
onunla evlenseydi, Ferhat Şirin’e kavuşsaydı, aradan
bu kadar yıl geçtikten sonra bizim birbirimize
olduğumuz gibi tutkun olabilir miydi? Yangın
olabilir miydi?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ben sözler karşısında renk vermem,
ama içime atarım onları. N’olur, zulmetme
bana. Biz sadece birleşmiş değil, aynı zamanda
kaynaşmış, hal-hamur olmuş, üç olmuş, göz olmuş
kimseleriz. Sen ve ben yok. Sen-ben var. Bil
bunu.
“Aktörler, birbirlerini ölesiye kıskanırlar; çünkü başkasının başarısı kendi
başarılarını biraz gölgede bırakır. Aktörler şöhret düşkünüdürler; çünkü
kazandıkları ün, başarılarının bir ölçüsüdür. Aktörlerin sinirleri fena halde
bozuktur; çünkü korkunç bir stres altında yaşamaktadırlar. Bu stresi hafifletmek
için, alkole sığınanlar vardır aralarında. Çoğu aktörlerin öz kişilikleri tam
anlamıyla gelişemez; çünkü onların başka kişilikleri yansıtan aynalar olmaları
gerekir. Ne var ki, usta bir aktör, tümüyle başka bir kişi olacak kadar kendinden
geçmez, kendi benliğini yitirmez. Ancak usta olmayan aktör bunu yapar. Usta
aktör, hem kendi olur, hem de başka biri. Bir yandan hıçkıra hıçkıra ağlar, bir
yandan da hıçkırıklarını bilinçli bir denetim altında tutar.”