NOT : Bu kadının yaşadığı kafayı yaşamak istiyorum diyeceğiniz, kafa yapıcı bir kitaptır. :)
Şükrü Erbaş'tan sonra şiirlerini okumaktan keyif aldığım, vazgeçilmezler listesine eklediğim bir şair oldu Didem Madak.
Yazmış olduğu eserde bahsedilenleri anlamak için Didem Madak'ı çok iyi tanımış olmak gerekir diye düşünüyorum. Tabi bu bile yetmeyebilir.
Esere dönecek olursak kafa yapıcı derken şaka yapmıyordum gayet ciddiyim. Günümüze yakın cümlelerle insan ilişkilerinden bahsederken kendinizi o mahallede bulabilirsiniz.
Gülerek okuduğum çok şiiri vardı bu kitabında. Diğer kitaplarında bu kadar güldüğümü hatırlamıyordum. Sokak dilini de güzel işlemiş eserine. Anlık olarak kafanızın dağılacağı bir eser. Denemek isteyenler için tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
● Hayatı; (Yaşanmış varsayılan)
Didem Madak’ın, annesi Füsun’la başlayan hikayesi, kızı Füsun’la son bulmuş ve yakalandığı kolon kanseri yüzünden tıpkı annesi gibi genç yaşta (41) yaşamını yitirmiş..
Anlayacağınız; Ne çocukken ne de anneyken Füsun’larına doyamamış bir şair..
O kendi deyimiyle “ütüsüz ve buruşuk gezdirdiği bir ruha sahip” ve diğer şairlerimiz gibi şair olma düşüncesiyle almamış kalemi eline..
Şiir yazmaya yalnızlıktan, daha da çok annesizlikten başlamış. Genç yaşta veda etmek zorunda kaldığı kızına mektubunda da bunu açıkça belirtmiş..
Kızı Füsun’a yazdığı mektup, yazdığı son satırlar olarak bilinir..
Canım kızım;
Sana mektup yazacağım. Çünkü artık başka bir şey yazamıyorum. Bu konuda pek de dertli değilim doğrusunu istersen. Sen bana belki bugüne kadar yazdığımdan başka türlü bir yazı yazmayı öğretirsin. Kendimi bir sonbahar ağacı gibi hissediyorum. Mutlu bir sonbahar ağacıyım ben. Yere düşen yapraklarımı eğilip topluyorum. Saçıma tutuyorum. Bakın yakışmış mı diye soruyorum. Sonra yaprakları havaya savuruyorum. Ben iki kişilik bir kabilenin me isimli kölesiyim. Çünkü sen acıktığında me diye ağlıyorsun ve bu ismimi seviyorum!
Canım kızım, cehaletimden şair oldum.. Annesizlikten..
Sen sakın şair olma..
● Kısaca kitap;
Şair; kitabın başında da belirttiği gibi ısrar üzerine yazmış Pulbiber Mahallesi’ni. “Pulbiber Mahallesi’nde” Galata Kuledibi’nde yaşadığı Tom Tom Mahallesi’ni anlatıyor. Mahallenin, yaşamını, insanlarını ve özgünlüklerini şiire dökmüş..
Bir otobiyografi niteliğinde yazdığı şiirleri ve şiirlerindeki karakterlerin hepsi birebir gerçektir..
Şair olma hevesiyle değil de yalnızlığını az da olsa giderebilmek, acılarını anlatabilmek ve özgürleşebilmek için yazmış..
● Yorum;
“Her ölüm erken ölümdür’’ derken haklıydı şair ama Didem