Ben sözlerden değil, bakışlardan tırsardım. Bakışların arkalarını sezer, sezgilerim doğrulanana kadar mecburen bekler, beklerken kafayı yerdim. Konuşunca mesele yoktu. Ayrıca bu devirde herkes en azından iki tane idi. Daha kalabalık olanları da görmüştüm.
Biz, bir şeyi öğrenmek için, olgunlaşıp yetişmek için, yabancı bir ülkeye düşürülmüşüzdür. Bütün savaşımız, farkında olsak da olmasak da, hep o (ideal ülke)ye tekrar ulaşmak içindir.
Eğildim öptüm yıkık alnından
Uzaktın, kıyamadım sessizliğine
Biraz daha dedim içimden, biraz daha; Gün olur, onuru güzel çocuk
Acı da yakışır insanın yüreğine.
Muhatap neyi hak ediyorsa ona vermelidir. Bu vahyin temel bir ilkesi olan "Emanetleri ehline veriniz." kaidesine de uygundur. Emanet de sadece eşya emaneti olarak anlaşılmamalıdır. İlim, hikmet, bilgi, sır, namus, iffet, sevgi, nefret, hepsi birer emanettir. O hâlde ehline verilmeli, ehline takdim edilmelidir.