Yazarımız her ne kadar adını “Kürk Mantolu Madonna” ile duyursa da ben bu eserini daha çok sevdim. Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği kadar gerçek bir eser. Yoğunlukta olmayan bir aşk, dram romanıdır. Aşk romanı demek zaten büyük haksızlık çünkü bu romanın içinde aşk, dram, kendini sorgulama, bir şeyleri zor da olsa kabullenme var. Ömer, Macide ve Bedri’nin iç konuşmaları ve sonunda kabullendikleri gerçekler var. Her karakter başlı başına çok güzel yazılmış. Hepimizin bildiği bir söz vardır: “İçimdeki şeytana uydum!” aslında bu söz kitabı ve karakterleri çok güzel özetliyor. İçinde sana onları şeytan değil senin tembelliğin, acizliğin, bilgisizliğin, iradesizliğin yaptırıyor. Bunu kabul et ve kendinle yüzleş. Buna yazarımız çok güzel cevap vermiş: “İÇİMİZDE ŞEYTAN YOK… İÇİMİZDE ACİZ VAR… TEMBELLİK VAR… İRADESİZLİK, BİLGİSİZLİK VE BUNLARIN HEPSİNDEN DAHA KORKUNÇ BİR ŞEY: HAKİKATLERİ GÖRMEKTEN KAÇMAK İTİYADI VAR.”