Echart’ın “olmak” kavramına ikinci yaklaşımı, daha derin ve daha kapsamlıdır. Bu anlayışa göre “olmak” deyince akla; yaşam, canlılık, doğum, yenilenme, akmak, dışa taşımak, verimlilik ve etkinlik gibi şeyler gelir. Böyle anlaşıldığında “olmak”, ”sahip olmak”ın, yani bencilliğin ve ben’ine bağlılığın karşıtıdır. Echart’ın yorumunda “olmak”, klasik anlamda aktif olmak ve kişinin kendine özgü güçlerini Üretici bir biçimde kullanması demektir ve bu, modern aktif olmak, yani “ticari” davranmak kavramından çok farklıdır. Aktif olmayı Echart “kendi dışına taşımak” olarak değerlendirir ve bunu “pişmek süreci”, “kendi kendini doğurmak” veya “kendi içinden taşan, benliğine akan şey” olarak tanımlamaya çalışır. Echart’ın aktif karakteri açıklarken bazen, “koşmak” sembolünü kullandığını görüyoruz: “Barış içinde koş! Koşan, hep koşuda bulunan ve barış içinde olan kişi, göksel bir insandır. Gökler hep çevresinde olurlar ve koşarcası barışı arar o da.”