Ona göre ahlakın kaynağı Tanrı bile değildir. Kant'a göre insan otonom bir varlıktır. Yani o kendi yasasını kendisi koyar ve kendi koyduğu yasasına itaat etmesi de onun özgürlüğüdür. O halde ahlak yasasının kaynağı Kant'a göre insandır. İnsan Protagoras'ın da dediği gibi her şeyin, bu arada ahlaki değerlerin kaynağı, yaratıcısıdır.
Genel olarak demokrasinin çoğunluk ilkesine yöneltilen itirazla aynı paraleldedir: Evet, demokraside dayanılan şeyin çoğunluk iradesi olduğu açıktır. Ancak çoğunluk iradesi, azınlıklar veya bireylerin temel hakları ve özgürlüklerinin ortadan kaldırılmasını haklı çıkarır mı? O halde nasıl ki siyasetin nihai amacı insanların temel haklar ve özgürlükerinin sağlanmasıysa ve bunların çoğunluğun hazzı veya mutluluğuyla bir ilgisi yoksa ahlakın da nihai amacının çoğunluğun hazzı veya mutluluğu ile ilgisi olmayan bir şey, kendinde değerli olan ve bundan dolayı peşinden koşulması, gerçekleştirilmesi gereken bir şey olması gerekmez mi?
Bu bakımdan bu kuram, 18.-19. Yüzyıl İngilteresi'nde çok revaçta olan ve örneğin Adam Smith tarafından hararetle savunulmuş olan ekonomik liberalizmin temel görüşü ile uyum hâlindedir: Bu görüş fırıncının veya kasabın çıkarı ile onların müşterilerinin çıkarının birbirleriyle uzlaşabileceği ve herkesin kendi çıkarı peşinden koşarken, bu arada herkesin çıkarının kendihğinden, doğal bir şekilde gerçekleşebileceği görüşüd