Yıllarca, beyniyle komut vermeyi hiç akıl edemediği sözcükler öylece ağzından çıkıvermişti hep. Kimi zaman, içini bir duygunun sardığı olurdu. Bu duygu söze dökülür, ama altında yatan ve dünyayı ikna etmeyi sağlayabilecek mantık suskun kalırdı.
Herkes yalnız ve herkes kendi başına… Herkes bir bulmaca değil mi. Her birimiz yüzlerce örtüyle örtülmüşüz ve yalnız bir kişinin diğerinden, birinin yalnızlığını anlatması ve diğerinin kendine saklaması dışında, ne farkı var? Konuşmada biraz rahatlık, suskunlukta biraz güzellik var.
Halil CibranMey'e Mektuplar