Dıssıden TC

Dıssıden TC
@Dissidentc
Ve eğer gece yatağınızda uykunuz gelmiyorsa kitabımı okuyabilirsiniz.
EEM-SİYASET UZMANI
Üniversite
İzmir
İzmir
7 okur puanı
Ekim 2025 tarihinde katıldı
Türkiye ekonomisine ulusların zenginliği kitabından bakış
Puan vermedi·152 syf.··
2025 17. kitabı
Adam Smith, 1776'da yazdığı Ulusların Zenginliği adlı eserinde, bir ulusun zenginliğinin yalnızca doğal kaynaklarla değil, insan emeği, iş bölümü ve serbest ticaretle şekillendiğini savunur. Ancak, bu ilkeler Türkiye'nin ekonomik manzarasında ne kadar geçerli? 1. İş Bölümü ve Verimlilik Smith'e göre, iş bölümü verimliliği artırır. Türkiye'de ise iş gücü genellikle düşük ücretli ve niteliksiz sektörlerde yoğunlaşmıştır. Bu durum, üretkenliği sınırlayarak ekonomik büyümeyi engeller. 2. Serbest Ticaret ve Dışa Bağımlılık Smith, serbest ticaretin ulusal zenginliği artıracağını belirtir. Ancak Türkiye'nin dışa bağımlılığı, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve ticaret politikaları, bu ilkenin uygulanmasını zorlaştırmaktadır. 3. Sermaye Birikimi ve Yatırım Smith, sermaye birikiminin ekonomik büyüme için şart olduğunu söyler. Türkiye'de ise yüksek enflasyon, siyasi belirsizlik ve güven eksikliği, yerli ve yabancı yatırımların önünde engel teşkil etmektedir. 4. Kamu Müdahalesi ve Ekonomik Özgürlük Smith, devlet müdahalesinin sınırlı olması gerektiğini savunur. Türkiye'de ise devletin ekonomiye müdahalesi, piyasa mekanizmalarını bozarak verimsiz kaynak dağılımına yol açmaktadır.
Ekonomi
Ulusların ZenginliğiAdam Smith · Say Yayınları · 20181,075 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Zihinlerin işgali üzerine
Puan vermedi·352 syf.··
2025 2. kitabı
George Orwell, “1984”ü roman diye yazmış ama ben okurken roman değil, devlet protokolü gibi hissettim. Sanki birileri kitabı almış, “bunu nasıl uygularız?” diye deneme tahtasına çevirmiş. Gözetleme, manipülasyon, sansür, hafızayı silme… Bunlar Orwell’in hayali değil, her dönemde iktidarların en sevdiği oyuncaklar. “Büyük Birader seni izliyor.” Aslında o cümle sadece distopya değil, bugün her telefonda, her kamerada, her manşette yankılanıyor. Benim için 1984’ün özeti şu: İnsanları zincirle değil, ekranla yönetmenin el kitabı. Parti, halkın gözünü korkutarak değil, aklını karıştırarak yönetiyor. Gerçeği ters yüz ediyorlar: Savaş barıştır, özgürlük köleliktir, cehalet güçtür… Bizim ülke de bu cümleleri bazen kendi dilinde fısıldıyor. “Ekonomi şahlanıyor” derken milletin cüzdanı eriyor. “Basın özgür” derken kimse konuşamıyor. “Yargı bağımsız” diyorlar ama hakikat zincire vurulmuş. Orwell’in anlattığı sistem, kaba kuvvetle değil, alışkanlıkla insanı köleleştiriyor. Çünkü en tehlikeli tutsaklık, kafanın içindekidir. Biri sana sürekli “iyi yaşıyorsun” derse, bir süre sonra aç karnına bile inanırsın. İşte o an özgürlük bitmiştir. Benim için “1984”, geçmişi anlatmaz; geleceği uyarır. Ve o gelecek çoktan başladı. Ama ben o dünyayı kabul etmiyorum. Ne ekranın gözümden, ne sistemin zihnimden geçmesine izin veririm. Bir toplumun en büyük direnişi, düşünmeyi bırakmamasıdır. O yüzden Orwell’in son cümlesi benim için tersine çevrilmeli: “Büyük Birader seni izliyor” değil; Artık biz Büyük Birader’i izliyoruz.
Siyaset
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,2bin okunma
Bir ülkenin aynısı
Puan vermedi·152 syf.··
2025 20. kitabı
George Orwell yazmış ama sanki bizim memleketi gözleyip yazmış gibi. Kitapta hayvanlar insan zulmüne başkaldırıyor, “artık eşit olacağız” diyorlar. Sonra kendi içlerinden çıkan birkaç zeki tilki — pardon domuz — iktidarı ele geçiriyor. Sonrası malum: İnsanlar gitse de zulüm kalıyor, sadece şekil değiştiriyor. Ben kitabı okurken kendimi bir lider olarak değil, bir çiftlik sahibi gibi değil… daha çok uyanık bir vatandaş gibi hissettim. Çünkü Orwell’in anlattığı şey sadece çiftlikteki domuzlar değil; her dönemin, her ülkenin içinde barınan güç sarhoşu tipler. İlk başta “devrim” diye başlayan her hareketin, sonunda birilerinin “yasak” tabelasıyla bitmesi bana hiç yabancı gelmedi. Bir bakıyorsun, “bütün hayvanlar eşittir” yazıyor duvarda. Ama sonra sessizce eklenmiş: “Bazıları diğerlerinden daha eşittir.” İşte tam orada dedim ki: Bu kitap, roman değil; ders kitabı. Ve dersi geçmek için sadece okumak değil, uyanık kalmak gerekiyor. Bizim ülke de bazen bu çiftlik gibi: Birileri adalet, özgürlük, eşitlik diye bağırıyor ama iş icraata gelince yem torbasını önce kendine ayırıyor. Birileri “halkın sesi” oluyor ama sonra halktan daha çok kendi sesini duyuyor. Orwell olsaydı bugün bizim televizyonları izlese, eminim ikinci cildi yazardı: “Hayvan Çiftliği 2: Demokrasi Simülasyonu.” Benim çıkarım net: Gerçek değişim, domuzların yerini değiştirmekle olmaz. Sistemi şeffaf yapmadıkça, kuralı herkes için eşit kılmadıkça, her çiftlik sonunda bir diktaya dönüşür. Ve halk – pardon, hayvanlar – yine aç kalır.
Felsefe
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,5bin okunma