Büşra

Büşra
Geç Ortaçağ'ın en büyük ve en önemli filozofu, 1225'ten 1274'e kadar yaşamış olan Aquino'lu Thomas'tı. Roma ile Napoli arasında bulunan Aquino adlı küçük bir kentte doğmuş, Paris'te öğretmenlik yapmıştı. Ondan 'filozof olarak söz ettim, ama bir o kadar da tanrıbilimciydi. Zaten o zamanlar felsefe ile tanrıbilim birbirinden pek ayrılmıyordu. Kısaca diyebiliriz ki, Ortaçağ'ın başında Augustinus'un Platon'u yaptığı gibi, Aquino'lu Thomas da Aristoteles'i Hıristiyanlaştırmıştır.
Reklam

Büşra

, bir kitap okudu
Puan vermedi·592 syf.·
37 günde okudu
·
2024 11. kitabı
Jostein Gaarder
8.6/10 · 43,7bin okunma
Augustinus'un kötü hakkındaki görüşü de Yeni Platonculukla bağlantılıdır. Plotinos gibi o da kötüyü Tanrı'nın orada 'bulunmayışı' olarak anlıyordu. Kötü kendi başına bir varoluşa sahip değildir, olmayan bir şeydir o. Çünkü Tanrı'nın yarattığı her şey iyidir. Kötü, insanların itaatsizliğinden ileri gelir Augustinus'a göre. Ya da kendi sözleriyle anlatalım istersen: 'İyi irade Tanrı'nın eseri'dir, 'kötü irade' ise 'Tanrı'nın eserinden bir uzaklaşma, gerileme'dir.
Batı Gizemciliğinde -yani Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyette- gizemci özellikle kişisel bir Tanrı'yla olan karşılaşmasını vurgular. Tanrı doğada ve insan ruhunda var olmakla birlikte, aynı zamanda bu dünyanın çok üstündedir. Doğu Gizemciliğinde ise -yani Hinduizm, Budizm ve Çin dininde- daha çok vurgulanan, gizemcinin Tanrı'da ya da dünya ruhunda tam bir erime ve kaynaşma yaşamasıdır. Gizemci "Ben dünya ruhuyum" ya da "Ben Tanrı'yım", diyebilir. Çünkü dünyada var olan Tanrı bunun dışında hiçbir yerde değildir.
Epikuros'tan sonra birçok Epikurosçu tek yanlı bir haz bağımlılığına yöneldi. "içinde bulunduğun anı yaşa!'' ilkesini benimsediler. Günümüzde "Epikurosçu" sözcüğü genellikle olumsuz bir anlamda, "sadece kendi keyfini düşünen kişi " anlamında kullanılıyor.
Reklam