Et haline gelen beden yüce değil müstehcendir. Pornografik çıplaklık, etin şiddet sonucu ortaya çıkan müstehcenliğiyle komşudur Agamben’in de belirttiği gibi: “Sadistin her yolu deneyerek eti görülür hale getirmeye, zor kullanarak Öteki’nin bedenini müstehcenliğini -yani zarafetinin geri gelmesi mümkün olmayacak şekilde kayboluşunu- gözler önüne seren pozisyonlara sokmaya çalışması bu yüzdendir.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Pornografik bir şekilde sergilenen çıplak beden hiç şüphesiz “zavallıca”dır ama “yüce” değildir. Benjamin’in güzel görünüşün karşısına koyduğu yüce olanın hiçbir sergi değeri yoktur. Yaratığa ilişkin yüceliği yok eden de sergilemedir. Yüce olan kült değeri yaratır. Karşısındakiyle “flört eden” pornografik olarak sergilenmiş yüzün ise yüce olmakla en ufak bir ilgisi yoktur.
Simmel’e göre “sadece hayatımızın temeli olarak belli oranda doğru ve yanlışa değil, hayatımızın öğelerinin düzenlenişinde aynı oranda berraklık ve belirsizliğe de ihtiyaç duyan bir yapımız vardır”. Buna göre de şeffaflık şeylerden her tür “cazibe”yi çeker alır ve “hayal gücüne, fantaziye, imkânlarını örme iznini vermez; bu da hiçbir gerçekliğin telafi edemeyeceği bir kayıptır, çünkü hayal uzun vadede, elde etme ve keyfini çıkarmayla yeri doldurulamayacak bir kendilik etkinliğidir”. Simmel şöyle devam eder: “cazibelerinin yüksek bir düzeyde kalması için en yakınımız olan insanların bile kısmen belirsiz ya da gözlenemez bir biçimde varolmaları gerekir.” Hayal gücü haz ekonomisi için temel öneme sahiptir. Örtüsüz olarak sunulan nesne hayal gücünü devreden çıkarır. Sadece nesnenin geri çekilmesi ya da yokluğudur onu ateşleyen.
Teşhircilik toplumunda her özne kendi reklam nesnesidir. Her şey sergi değeriyle ölçülür. Teşhircilik toplumu pornografik bir toplumdur. Her şey dışa çevrilmiş, ifşa edilmiş, çıplaklaştırılmış, soyulmuş, ortaya serilmiş durumdadır. Teşhir etmenin aşırılığı her şeyi “tüm sırlarından arınmış olarak derhal tüketilmeye açık” bir meta haline getirir. Kapitalist ekonomi her şeyi sergilenme mecburiyetine tabi kılar. Sadece sergilemeye yarayan sahnelemedir değer yaratan, şeylerin her türlü kendine özgülüğü feda edilmiştir. Şeyler karanlığın içinde değil aşın ışık altında ortadan kaybolmaktadır: “Daha genel olarak bakıldığında görünür şeyler karanlık ya da sessizlik içinde kaybolmaz, görünürden daha görünür olanda yitip giderler: müstehcenlikte.”