Aglaya'nın hemen her öfkeli çıkışında (ki çok sık olurdu bu) gözle görülen bütün ağırbaşlılığına, acımasızlığına karşın, gizlemeyi pek beceremediği öylesine çocuksu, sabırsız bir okul çocuğu havası vardı ki, o anda ona bakan kimse gülmeden edemezdi ve bu da Aglaya'nın canını çok sıkar, onların neden güldüklerine, "böyle gülmeye nasıl cüret edebildiklerine" akıl erdiremezdi.
Sayfa 312 - Türkiye İş bankası kültür yayınları·Kitabı okuyor