Doğan

Aglaya'nın hemen her öfkeli çıkışında (ki çok sık olurdu bu) gözle görülen bütün ağırbaşlılığına, acımasızlığına karşın, gizlemeyi pek beceremediği öylesine çocuksu, sabırsız bir okul çocuğu havası vardı ki, o anda ona bakan kimse gülmeden edemezdi ve bu da Aglaya'nın canını çok sıkar, onların neden güldüklerine, "böyle gülmeye nasıl cüret edebildiklerine" akıl erdiremezdi.
Sayfa 312 - Türkiye İş bankası kültür yayınları·Kitabı okuyor
Reklam
- "Ah efendim," dedi, "bizi bizden daha iyi biliyorlar; Mesnevi'yi de, Rubaiyat'ı da, Gazali'yi de, Farabi'yi de bizden daha çok okuyorlar; bizi bizden daha çok takdir ediyorlar; bizim bizden daha büyük düşmanımız yoktur efendim, yoktur."
Sayfa 120 - Faiz Bey (Ötüken Yayınları)·Kitabı okudu
Tramvayda hiç kimse gülümsemiyordu. Hepsinde yük taşıyan insanların yorgunluğu ve bezginliği var. Tramvay onları bir tarafa götürmese, hepsi, oldukları yerde senelerce kalacaklarmış gibi ezik ve bitik.
Sayfa 107 - Ötüken Yayınları·Kitabı okudu
Önsöz
Hâkimin kadife pençesinin altında celladın tırnakları hissedilir.
Sayfa 22 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Aslında her şey, gerçekte o kadar zengin olmadıkları halde zenginlere benzemek isteyen, bu yüzden de ancak birbirlerine benzeyebilen insanlarınki gibiydi.
Sayfa 27 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Reklam