Geceleri gökkuşağına boyamak mıdır suçum? Herkes bağırırken şiirler okumak mı? Susmak mı sözün bittiği yerde? Kusmak mı sindirebildiklerinizi? Apansız uykum kaçıyor kaç gece, bu da mı aleyhime kanıt? Sondan saymaya başladım adları-böyle hoşuma gidiyor- beğenmeseler de seviyorum ellerimi, hep olmayacak düşler görüyorum, yenileceğim kavgalara giriyorum durmadan. İtiraf ediyorum? Silin adımı listenizden, yokum; aslında bir oyun olan kavgalarınızda ve aslı bir kavga olan oyunlarınızda. Kirli sevinçlerinize ortak etmeyin beni. Gözyaşlarınızı da paylaşmıyorum. Yalan övgülerinize ihtiyacım yok. Gıyabımda kesinleşmiş hükümler verin. Bir sürgün nereye sürülebilir? Gölgeler kelepçeye vurulur mu? Çekilin, yürümediğiniz yolları(mı) kirletmeyin.!
-Aşk kanatlandırır,
Dünyanın yükü kalkar insanın üzerinden.-
-İnsan şekerciye girmiş çocuğa döner, içine aşk girince.
İnsan kendini sönmüş balon gibi hisseder,
içinden aşk çıkınca.-
.
-Aşk,
Ki insan coğrafyasının en güçlü duygusu;
Ya yıldırım çarpmışa,
ya da üstünden tren geçmişe döndürür insanı.-
İnsan bazen sevinçten deliye, bazen de üzüntüden ölüye döner.-
(Aslında aşk bir ölüm halidir.-
-Ne zaman ki aşk biter,
İşte o zaman insan hayatta olduğunu hatırlar.-
Ya da,
-Aşk, sürekli bir susuzluk halidir.-)
-Aşk, kalpte barınır kalpte gizlenir,
ve sadece gönül gözüyle izlenir.-
Dolayısıyla,
-Aşkın dili gözcedir.- Ve
-Kalbe dokunmanın yolu gözceden geçer.-
Aşkın çiçeği, gözlerdeki nemde büyür.
.
Aç parantez (Aşk ve ölüm ikisi de kalpten vurur.-
Gerçi insan, kırık kolla kırık bacakla yaşayamıyor ama,
Kırık kalple yaşamayı (ki bütün kalp kırıkları insan yapımıdır.),
Kırıla kırıla kırılmamayı,
yıkıla yıkıla yıkılmamayı öğreniyor
önünde sonunda.-)