«Bunlardan Yakup Kadri, Mustafâ Kemâl'in bütün işlerine, sistemine rejimine, sözlerine, zihniyetine, ahlâkına, hasılı rûhuna «Kemâlizm» adını koydu. Ne hayâsızmış... Fakat iyidir.»
«Böyle eşsiz bir zalime, melûn bir diktatöre, fuhşuna, hırsızlığına, katil ve cinâyetlerine, hasılı rejimine, rûhuna bir ad koymak lâzımdı. İyi oldu.»
«Gelecek nesiller bu adı kullansın, Türk nesilleri Kemâlizm kelimesinden bu rezâletleri anlayacaklar, titreyecekler, lânet edecekler.»
«Mustafâ Kemâl'e müthiş bir gurûr ve azamet geldi. Kendisi de, gazete soytarıcıları da ilhâm aldığını söylüyorlar.»
«Onun kullarına verdiği emirlere «Yüksek Telkin» adını koydular. Yanî vahiy, ilâhî emir demek istiyorlar. Mustafâ Kemâl bir aralık gazetelerde güyâ hikmetâmiz kısa kısa cümleler yayınlamaya başladı. Soytarılar buna derhâl «Vecizeler» dediler. Galiba âyet demek istediler, ama birden cesâret edip bu adı koyamadılar.»
«Bu adam yaratılışça gayet diktatör, zorba bir adamdı. Keyfî idâreyi seviyordu. İzmir zaferine, Lozan'a kadar pek nüfûzu yoktu. Her istibdâdı yapamıyordu. Artık engel kalmamıştı.»
«Paris'in metroları pek güzeldir. Paris'te en güvenli hızlı araçtır.»
«Bu şirketin bütçesi Türkiye'nin bütçesinden fazla. Hâlimizi anlayalım. Fransa'da sâde bir şirket bizim devletten zengin.»