📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
«Tatarlar da Ruslar gibi çok çay içiyorlar. Sofraya semaveri koyuyorlar, doldurup doldurup içiyorlar. Sıcak sıcak içtikçe terliyorlar. Herkesin elinde uzun bir peşkir var. Bir düziye terlerini siliyorlar. Doydu mu, artık çay bardağını ağzı aşağı koyuyorlar. Bu artık içmem demektir. Çaya şeker koymuyorlar. Bir kerpeten gibi bir şey var. Onunla şekeri gâyet ufak parçalar hâlinde kesiyorlar. Bir parçayı onun dişlerinin arasına kıstırıp çay içiyorlar. Şeker bittikçe yeni bir parça koyuyorlar.»
«El içi kadar açılmış hamura çiğ ve kıyılmış et koyup pişiriyorlar, yağ koyuyorlar, sıcak getiriyorlar. Bir taraftan yenip, bir taraftan pişmişler getiriliyor. Güzel bir yemek. Adını unuttum.»
«Gerçi memleketimiz tahliye edilmek şartıyla barış elbette iyidir. Ancak Yunanlılar ve İtilâf Devletleri bu koşulu kabûl ederler miydi? Bunsuz ise barış zararlıydı, Türk'ün ölümü idi.»
«Mustafâ Kemâl de işi pamuk ipliği ile bağlamak istiyordu. Gelecekten ümidi yoktu. Hattâ Rûmeli ve İstanbul'dan da vazgeçmek fikrinde idi. Nitekim İsmet de bu fikirde idi. «Nâm alalım derken, sonra işi paçavra etmeyelim.» diyorlardı»