«İşe başladım: İlk iş olarak Sağlık Bakanlığı'nda ne kadar Arnavud, Arap, Yahuıdi vs... bu tür doktorlar varsa onların işine son verdim. Zâten Eğitim Bakanlığı'nda da böyle yapmıştım. Gerçek... Yazmağı unuttum. Şimdi yazayım, ibret olur.»
«Aka Gündüz o vakit Ankara'da. İki şiir yazdı. Bu şiirde beni şiddetli bir insân gösteriyor. Hakikaten ben böyle tanınmışımdır. Bir bakıma doğru, bir bakıma yanlıştır. Haksızlık ve kânûnsuzluğa, câhil, hırsız ve edepsizlere karşı cidden sertimdir. Şakam yoktur. Ancak namuslu, görevine dikkatli ve gayretli insânlara da son derece yumuşağımdır. Hüsnü muamele ve mükâfat ederim. Burasını belirtmiyorlar.»
«Bu antlaşmanın bir iyiliği oldu. Adana, Maraş, Antep işgâlden kurtuldu. Fıransızlar da oralardaki kamyon, çadır gibi eşyâlarını ve biraz da silâh bıraktılar.»
«Mustafâ Kemâl (s.386)'da bu antlaşma ile çok şey kazandığını söylüyor. Ama İskenderun havalisi Türklerini kurtaramayıp Fıransızlara bırakmıştır. Lozan Antlaşması zamânında Fıransızlar Ankara Antlaşmasına tutundular. «Bizimle sınır işiniz halledilmiş, bitmiştir.» dediler. Bu nedenle ellerinden İskenderun Türklerini kurtarmak, bu antlaşma yüzünden bir türlü mümkün olmadı. Halbuki bu benim emellerimden biriydi. Olamadı.»