Tolunay Han

M. Kemâl'in Gazilik ve 4 Milyon Lira İstemesi
«Mustafâ Kemâl şimdi döner dönmez, Meclis'ten gâzîlik ünvanı ve dört milyon lira mükâfat istedi. Saylavlar yine köpürdü. Sonunda gâzîliği aldı. Ancak para vermediler. Ne yüz!.. Kendi kendine istiyor. Gâzîlik hadi... Para ne olacak?.. Hem de dört milyon Lira... Müthiş bir toplam!..»
Sayfa 869·Kitabı okudu
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Rızâ Nûr'a Verilen Yunan Tüfeği
«Sonra Yunan tüfeği ile de Sinop'ta ve Ankara'da nişan attım. Bu tüfek filintadan daha iyi. Yunanlıların tüfekleri pek iyi imiş meğer... Bu iki tüfeğin birçok fişekleri de var. Millî Savaş'ın iki azîz anısı olarak bunları Sinop'ta saklıyorum.»
Sayfa 869·Kitabı okudu
Tarih
Zafer Anısı Olarak: Yunan Tüfeği
«Saylavlar bu zafere ait anı olmak üzere Yunan tüfeği istediler. Bize birer tüfek verdiler. İmalât-ı Harbiye dipçiğine adlarımızı yazmış. Tunalı Hilmi, Mustafâ Kemâl'e iki yüzlülük eder. Şiir yazdığı için Mustafâ Kemâl ona bir Luis makinalı tüfeği verdi. Diyecek yok.»
Sayfa 869·Kitabı okudu
Tarih
Rızâ Nûr Atatürk'e Yetkileri Veriyor
««Peki!» dedim ve imzladım. Meclis bu yasa önergesini aynen kabûl etti ve istediği yetkileri de verdi. Bütün benim teklif ettiğim tedbirleri de Meclis aynen kabûl edip, icrâsını Başkumandana havale etti.»
Sayfa 852·Kitabı okudu
Tarih
Ne İstiyorsa Verelim
«Sonunda düşündüm: «Cânım İsmet askerliğini gösterdi. Fevzi bir kumandan olamaz. Galiba Ankara'da başka da yok. Mustafâ Kemâl Anafarta'da iyi asker olduğunu göstermiş. Bundan uygunu yok. Vahim bir iş ama, şu adama ne istiyorsa verelim de Yunan'ı def edelim. Sonra mümkün olursa çaresine bakarız.» dedim. Ve Meclis'e: «Zararı yok. Bunları mı istiyor, onları da verelim de gitsin, düşmanı defetsin. Bu yeterlidir.» teklifini yaptım. Sonunda Meclis kabûl etti. Kendisi de başka bir şey diyemedi. Adnan bana, «Başkumandanlığa tayin eden yasayı sen imzala!» dedi. Tabii bu Adnan'ın fikri değildi. Mustafâ Kemâl'in idi.»
Sayfa 852·Kitabı okudu