Tolunay Han

Diktatör Olmak İstiyor
«İçinde kim bilir ne domuzluklar vardır. Büyük bir diktatör olmak, milleti inim inim inletmek istiyor. Kendi kendine yasalar yapacak. Şunu bunu asıp kesecek. Böyle bir şeyi istemek ne müthiş bir küstahlıktır. Yahut bu adam bunu mahsûs istiyor. Biliyor ki, Meclis kend yetkilerinde pek hassas ve kıskançtır; vermeyecek, bu da bu şekilde Başkumandanlıktan kurtulacak. Yahut Meclis verirse, bunlarla sonra bize, millete kıran salacak... Kendine köle gibi itaat etmeyenleri imhâ edecek. Yapar mı? Yapar. Şaka değil.»
Sayfa 852·Kitabı okudu
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
M. Kemâl Diktatörlük İstiyor
«Nihâyet bakmış ki, olacak şey değil. Meclis mu'sır, kabûl etmezse hiçbir haysiyeti kalmayacak. Ekseriyet zâten aylardan beri aleyhine dönmüş. Geldi. Resmen celsede şu teklifi yaptı: «Eğer Meclis bütün teşriî ve icraî selâhiyetlerini bana verirse başkumandanlığı kabûl ederim.» Ben bunu işitince iki yumruğumu küt küt diye kafama vurmuştum. Ve: «Eyvâh, bu adam ne istiyor? Bu nasıl iş? Bu verilir mi? Bu istenebilir mi?» diye bağırmışım, durmuşum.»
Sayfa 851·Kitabı okudu
Tarih
M. Kemâl'e Nefretin Başlangıcı
«Kızmışım. Bir aralık: «Peki! Senin vücûdun âleme rahmet mi? Ne güne duruyorsun? Hangi işe yarıyacaksın?» diye bağırdım. Kızılca kıyamet koptu. Mustafâ Kemâl bana kürsüden küfürler ve tehdîd yağdırdı ve bu arada yine dedi ki: «Mağlûbiyet muhakkak. Sen beni rezil olsun, şerefim gitsin diye başkumandan yapmak istiyorsun.» Bu söz vana öyle müthiş geldi ki, çıldıracaktım. «Yahu bu ne adam! Koca bir millet gidiyor; bu, şerefi düşünüyor. Bunu kim bilir? Hiç olmazsa insân hayâ eder de bunu söyleyemez. Of!.. Ne âdi, ne belâ bir adama çatmışız!.. Şeref!.. Sanki Suriye'de mağlûp olan da bendim.» diyordum. İşte bu andadır ki, bu adamdan tam nefret etmiş, ona büyük bir kin beslemeğe başlamıştım.»
Sayfa 851·Kitabı okudu
Tarih
M. Kemâl Başkumandanlığı Kabûl Etmiyor
«Derken Mustafâ Kemâl Başkumandanlığı kabûl etmem, dedi. Ve bunda temerrüd etti. Dedik: «Yahu! etme, kabûl et!», «Ben zâten dâimâ idâre ediyorum. Geri durduğum yok ki... Ne gereği var, beni başkumandan yapacaksınız?» dedi. Ben de: «Yok, resmen ve mes'ûl olarak başkumandan olmalısın. O vakit daha iyi gayretle çalışırsın.» Her şey bitmiş, elde ordu diyecek bir şey yok. Mustafâ Kemâl tamamıyla ümitsiz. Başkumandanlığı aslâ istemiyor. Çünkü onca mağlûbiyet muhakkak. Başkumandan olursa kendi mağlûp olacak. Şimdiye kadar perde arkasından elindeki İsmet ve Fevzi adındaki iki kuklayı, Hacivat'la Karagöz gibi oynatmaya alışmış. Mesûliyetli iş olursa onlara veriyor, şeref olursa kendine alıyor.»
Sayfa 850·Kitabı okudu
Tarih
Muhalefet San'atı
«Ertesi günü Doktor Adnan bana dedi ki: «Mustafâ Kemâl sana şaşmış, Bu ne müthiş adammış, diyor... Ben de sen onu henüz spesialitesinde görmedindi. Hest dans son ansiyete dedim. Anlamadı. Onun kudreti, kuvveti muhalefette ve hücûmdadır. İşte gördün. San'atı bu dedim.»
Sayfa 850·Kitabı okudu
Tarih