Merhaba,
Bugün edebiyat dünyamızdan çok sevdiğim yazar Erdal Öz'ün Yaralısın kitabı ile geldim. Can yayınlarının kurucusu Erdal Öz şiirden öyküye, öyküden romana evrilen yazın hayatında çok güzel izler bırakan bir yazar. Eserlerinde: toplum yaşamının bireylerin iç dünyasına etkilerini duygusal bir üslupla yansıtan, 1970 sonrasında toplumsal gerçekçi çizgiye yönelen yazar, 12 Mart döneminde hukuk dışı uygulamalarla karşılaşan tutukluların yaşamlarından yalın kesitler sunuyor. Kendisi de bu süreçte defalarca tutuklanmış ve baskı karşısında bireylerin yalnızlığını, direncini, umudunu etkin bir duyarlılıkla ve hukukçu gözüyle eserlerine yansıtmış. Böylesi bir duyarlılıkta olan yazarın hakkını vermek gerçek anlamda benim için önemliydi. Nitekim Yaralısın kitabında da bu kesitleri görüyoruz. Kitap tam da 70 ve 80'li yılların kaos dönemindeki insanlık suçlarını ve insanlık dramını anlatıyor.
Kitap Yorumuma gelirsek;
Aslına bakarsanız Yaşar Kemal'in (ön sözüyle) kitap eleştirisiyle başlayan kitabı benim eleştirmem haşa ne mümkün ancak hissiyatımı dile getirebilirim.
Öncelikle yazar dili ve anlatımı tam bir usta işi. Kitap bir gece evinden alınıp götürülen ve 2 ay boyunca asla ne suçu olduğunu bilmeden akıl almaz işkencelere görüp sonrasında cezaevine atılan Nuri'nin hikayesini anlatıyor.
Hatta cezaevinde ki herkesin adı Nuri fakat sıfatlarla tanımlıyor bu Nurileri. Buradan varmak istediği acının çoğulculuğu benlikten bağımsızlığı. Daha fazla spoi vermeden bende bıraktığı etkiden bahsetmek istiyorum. Kitabı okurken bende yaralar aldım diyebilirim. Tek tesellim yazarın üslubunun naifliğiydi. Bu sayede serin kanlı ilerleyebildim. Yer yer gözlerim doldu çığlık atmak istedim. Tam bir huzursuzluk ve çaresizlik... Düşünen, sorgulayan bir insanın, insanlık onuruna yönelmiş en
Kitabı okumayı çok erteledim ama buna rağmen beklentimi hep yüksek tuttum. Sanırım fazla beklentimden ötürü, ilk 150 sayfa aşırı sıkıldım ve hayal kırıklığına uğradım.
Yazarın betimlemelerinde hiçbir problem yoktu, yer yer gereksiz uzatılması dışında. Hatta ilk 150 sayfada içimi karamsarlık kapladı ve sürekli kör olacakmışım gibi bir hisle kitabı ilerlettim.
Çoğu okurun da düşündüğü gibi, kitapta soru işareti olarak kalan birçok yer var. Kitabın sonu beni tatmin etmedi, daha net bilgiler içerebilirdi.
Son olarak yazar, kitabın bitişine doğru akıcılığını arttırmıştı yani son 100 küsür sayfa daha okunabilecek seviyedeydi.
İyi okumalar :)
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma