Biz insanoğluyuz, doğumdan ölüne kadar başımızdan geçmeyen kalmaz. Yalnız şunu bil ki kardeş, insanığlu her gün anasından terütaze doğmuş gibi bir kez daha doğar, her gün doğan günle birlikte.
İnsan yeryüzünün herhangi bir yerinde böyle çiçekler açtığını bilse, dünyayı diyar diyar dolaşır da, bu çiçekleri, Kafdağının ardında da olsa, arar bulur da görür.
Kitap Masumiyet Müzesi'ni bir kere daha dinleyip bitirdiğimde karşıma çıktı. Merak ettim. Dinleyip iki günde bitirdim. Yazarın okuduğum yani dinlediğim ilk kitabı. Hoşuma hitti. Geçmişte yaşananlar Şahika'nın anı defteri aracılığıyla anlatılırken günümüzdeki olaylar ise torınu Zeynep tarafından aktarılıyor. İkili anlatıcının olması kitabı daha da güzel bir hâle getirmiş. Şahika'nın anılarını yazmaya başlaması Beyoğlu'nda Elmas Apartmanı'na taşınmaları ve odasındaki oyuncak evimin gizli bölmesindeki kırmızı bir defter bulmasıyla başlıyor. Defter sonradan öğrendiğimize göre Yahudi asıllı olan Mira'ya aittir. Mira, Varlık Vergisi'yle Aşkale'ye giden doktor babasının askerler tarafondan alınmasını ve evden ayrılmak zorunda kalmasını anlatıyor. Şahika, annesi Cavidan, babası Orhan ve kardeşi Ömer ile birlikte bu evde yaşamaya başlıyor. Yine bu apatmanda hayatının aşkı olan Turan ile tanışıyor. Ve kader onların hikayesini çok karmaşık bir halde birbirine ekliyor. İnsan, okuduğu her olayı burada anlatmak istiyor ama bunu yapmamak için de kendisini engellemek zorunda kalıyor. Kısacası, Türki'yenin yqkın tarihini merak ediyorsanız okumanızı tqvsiye ederim. Okuyacak olanlara keyifli okumalar dileklerimle...