Neyim vardı? Niçin ağlıyordum? Bunu kendim de bilmiyordum. Öyle sanıyorum ki gece, bu kocaman dünyanın bütün evlerini birer birer birer dolaşarak ne kadar keder, ümitsizlik varsa hepsini toplamış, getirip benim göğsüme doldurmuşlar.
Kitabın ismini duyduğumda çok merak ettim. Biraz kendimi hatırlattı bana. Ne hissedersem hissedeyim kendimi sürekli bir şeyler yerken buluyordum çünkü. Ama bana kendimi hatırlatan sadece ismi olmadı. Yazar çok profesyonel bir şekilde yazmamış bu kitabı, hissettiği gibi yazmış. Ve kendisi de yazma amacına ulaşmış sayılır bence çünkü kendisi gibi hisseden insanların yalnız olmadığını söylemek için yazdığını söylemişti girişte.
Bu duyguları herkes yaşamıyor belki ama çoğumuz yaşıyor. O yüzden başkalarının da böyle konularda konuşması aslında kendimizi daha az yalnız hissettiriyor. Ben böyle hissettim yani. Bir çok yerin altını çizdim, durdum , gözlerimi etrafa dikip düşündüm ve kendimi yalnız hissetmedim. Okurken aynı kaygıları yaşadığımızı bilmek beni çok rahatlattı. Bencilce geliyor ama bu berbat duyguları yaşayan tek kişi gibi hissetmek daha berbat. Bu yüzden kendimi daha rahat hissettim.
Anksiyete ve depresyon problemi olan bir çok insana da yardımcı olacağını düşünüyorum, yazarın ve psikiyatrının diyaloglarını okurken çoğu yerde kendimizden de bir parça bulabiliriz ayrıca.
Yazar kendi hikayesini anlatırken sık sık utanç verici olduğunu düşünüyor, ben kesinlikle katılmamakla beraber çok minnettarım da çünkü herkes duyguları ve düşüncelerini konusunda korku duyar ama yazar bu konuda oldukça dürüst davranıyor. Ayrıca günün sonunda hepimiz insanız, tabiki utanç verici şeyler yapıp pişmanlık duyabiliriz. Önemli olan kendimizi hatalarımızla kabul edip, bunları tekrar etmeden hayatımıza iyi bir benlik algısıyla devam etmek.