Emeği ilk atalarımız zamanında sırtımıza yüklenen bir ceza olarak gördüklerinden sabrederlerdi.Çalışmayı sevmezlerdi,fırsat buldukları her zaman işten kaçarlardı.Bunu yapabilecekleri ve yapmaları gereken bir eylem olarak görürlerdi.
Kendilerini hiçbir zaman belli belirsiz fikri ya da manevi sorunlarla sıkıntıya sokmazlardı.Bu sayede her zaman sağlıkla ve neşeyle parıldar,bu sayede uzun yaşarlardı.Erkekler,kırk yaşındayken bile delikanlı gibi görünür,yaşlılar zor ve eziyet içinde bir ölümle burun buruna gelmezdi.Mümkün olduğu kadar uzun yaşarlar,dikkat çekmeden ölürler,bedenleri yavaşça sertleşirdi.Son nefeslerini fark ettirmeden verirlerdi.Atalarımızın sağlam insanlar olduklarının söylenmesi de işte bu yüzdendir.
Elbette daha sağlam olacaklardı.Eskiden çocuklara hayatın anlamını açıklamak ve onları anlaması bir hayli güç olan kasvetli hayata hazırlamak için acele etmezlerdi.Çocuklara,kafalarında soru bulutları oluşturacak kitaplarla işkence edilmezdi.Sorular,zihni ve kalbi kemirir,hayatı kısaltırdı çünkü.
Thoreau,ABD’nin Meksika’ya karşı yürüttüğü emperyalist savaş sırasında konan nüfus başına vergiyi, ’’ödediği dolar bir adam öldürmek üzere,başka bir adam veya tüfek satın almaya yaramasın’’ gerekçesiyle vermeyi reddedince bir gece hapis yattı.Kendisinden ondört yaş büyük olan ve birçok özgürlükçü düşünceyi kendisiyle paylaşan Ralph Waldo Emerson,telaşla arkadaşını görmek üzere onun hücresine girdiğinde aralarında söyle bir konuşmanın cereyan ettiği anlatılır:
- ‘’Henry,neden buradasın?’’
- ‘’Waldo,sen neden burada değilsin?’’ Bugün yukarıdaki her iki sorunun Türkiye’de muhatabı bulunup bulunmadığını anlamak durumundayız.Kim nerededir ? Yerimizi biliyor muyuz?
Benzerine pek yakında rastlanacağına göre, demek daha virüsüne antibiyotikler tesir etmiyor. O halde bu korkunç hastalık insan nesillerinden binde birine çaresiz yapışacak. Korkunç sıfatıyla sıfatlandığına bakmayın! Bu hastalık yalnız tutulmayanlar için öyledir. Tutulanlar için tadına varılmaz,korkunç surette zevkli bir hastalıktır.Evet,pek zevklidir. O kadar zevklidir ki bir dakika bu hastalığa tutulduğunuzu düşünseniz artık tramvaylara,otobüslere,trenlere bedava binersiniz. Söylev üstüne söylev verirsiniz,gündem müzakere edersiniz,encümenlere girip çıkarsınız,bakanlarla merhabalaşır,kartvizitler gönderir,kartvizitler alırsınız.Hülasa bir dakika bir millet vekilinin yerine kendinizi koyar,rahat edersiniz.Artık bu hastalığın ismi anlaşıldı: Milletvekili hastalığı.
Nereden gelirse gelsin dağlardan,kuşlardan,denizden,insandan,hayvandan,ottan,böcekten,çiçekten.Gelsin de nereden gelirse gelsin!..Bir hişt sesi gelmedi mi fena.Geldikten sonra yaşasın çiçekler,böcekler,insanoğulları...
-Hişt hişt.
-Hişt hişt.
-Hişt hişt.