Bu ışıktan yıldız karanlığı kadar latif bir karanlığa, bu karanlıktan bir yıldız kokusuna doğru kayıyordum. Bu ışıkla şimdi yalnız değildim. Birer birer birçok şeyler geri dönmüştü. Dünyamı kurmuş, beraber bir dünyanın zevkini -isterse acısını- çekmeye hazır, bayram sabahlarında yeni elbiseler karşısında çocuk heyecanları duyuyordum.
Gecenin içinde ipince bir İstanbul minaresi, bir kır kahvesi,bütün bir mayıs günü çizgilendi. Yanımda biri olsaydı ağlayacak kadar mesut olurdum. Kimsesiz,terk edilmiş, işsiz, serseriydim.