Argadini Xenitis

Arkadaşlarımı güzellikleri için seçerim, tanıdıklarımı sağlam kişilikleri için, düşmanlarımı da parlak zekaları nedeniyle.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bırak da böyle bitsin bu günahkâr serüven Bırak da kurtarayım bu emânet sarayı Yeter, intiharınla oyduğun yüreğimi Umutsuz şarkılarla avutulduğum yeter Göğsümde bir yanardağ kıvranıyor Rüveyda Yaraları kapandıkça kanıyor Rüveyda Duman çöktü güneşin sitem aynalarına Aralandı perdeler; şimdi sessiz değilim Dertliyim, viraneyim, ben bir aziz değilim Azizler tohum eker sevgi tarlalarına Senin gözlerin dram; oysa ağlatan benim Ben dilenci; sen sultan, sevgi dağıtan benim Sen ışık; ben karanlık ve aydınlatan benim Ben ölümüm; sen hayat, cana can katan benim Sabah sende oluyor; güneşi tutan benim Soran ben; sorulan sen, hüznü damıtan benim Öldüren ben; ölen sen, kabirde yatan benim Sen sevda yüklü bulut, göklerimin sahibi Saklıyorum içimde seni bir tufan gibi Nerde uğruna ömür verdiğim belâ, nerde Her hatıra bir demet zakkum meyhanelerde Düşlerim esrarınla çoğalan pervanedir Götür benden ahzânı, bana ihsanı getir Yalanı reddederken düşüyorum yalana Ben bir aziz değilim Rüveyda, anlaşana
“Karac'oğlan der ki mestin var imiş Beni öldürmeğe kastın var imiş Daha benden başka dostun var imiş Yâd illerle konuşmuşsun bir zaman”
Ya mevla, yüreğimin kadehi taşın ucunda
Reşad Ekrem Koçu Çiçek, Türk şiirinde müstesna bir yer tutar. Türklerin çiçeğe karşı gösterdikleri düşkünlük, Türk ruhunun asalet ve necabetinin en beliğ bir şahididir. Kumaşlarımızda, halılarımızda, çinilerimizde, tahta ve bakır işçiliklerimizde, çiçek, hemen hemen ,yegâne tezyin örneği olmuştur. Tarihte İstanbul Esnafı