Duru

Duru
instagram.com/duruakbas__/pro... Sınırlı sonsuzluğuma hoşgeldiniz.
Puan vermedi
Dünyaya, kendisine ve eylemlerine yabancılaşmış bir karakter sunuyor bize Albert Camus. Kitaba ve karaktere geçmeden önce biraz Albert Camus’dan bahsetmek istiyorum. Camus kendisini her ne kadar bu şekilde tanımlamasa da genel olarak “absürdist” ve “varoluşçu” olarak bilinir. Bu şekilde bahsedilmesinin sebebini kitabı okurken de görebileceğinizden eminim. Basit ve yalın bir dili olan bu romanın detaylı bir şekilde sosyolojik incelemesinin yapılabileceğini de belirtmek istiyorum. Bunun için, Sarte’nin varoluşçuluk ve Marksizmi birleştirme çabalarının esintileriyle harmanlanmış fakat Camus bakış açısıyla ahlaki eylemlerin ön planda tutulmuş olduğu cümleleri görmek mümkün. Kitapta olaylar, sıradan bir hayata sahip olan ana karakterimiz Meursault’un annesinin ölüm haberini almasıyla başlıyor. Daha bu anlarda kurduğu ilk cümleden karakterimizin bizi oldukça yabancılaşmış bir hikâyeye sürükleyeceğini anlayabiliyoruz. “Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum.” Bu cümle ile Meursault’un hayata, kendisine, ailesine ve dünyaya karşı ne kadar kayıtsız ve yabancı olduğunu görüyoruz. Kitap boyunca karakterimizin yaşadığı olayları sanki o değil de başkası yaşıyor gibi hissediyorsunuz. Meursault da kendi hayatında olup bitenleri tıpkı bizim gibi yani bir yabancı gibi izliyor. Keyifle okuduğum ve Albert Camus’a merak duymamı sağlayan bir kitap oldu. Kitabı okuyarak Meursault ile tanışmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Siz, Yabancı kitabı hakkında ne düşünüyorsunuz? . . . . . . . . .. . . #myhopeyou__ #kitapönerisi #albertcamus #kitapyorumu #yabancı
1K
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şeker Portakalı
Puan vermedi
“Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.” “ Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?” “Gider gibi yaparız.” Bu alıntıya çoğumuz aşina olmuşuzdur. Kitabı bilmesek bile bu alıntısı karşımıza mutlaka çıkmıştır. Şeker Portakalı kitabına ait olan bu alıntı bana saf sevgiyi hatırlatır. Bir adama, bir kadına, bir ağaca, bir çiçeğe ya da bir hayvana kime ya da neye olduğu hiç önemli değil. İnsanın kalbini dolduran bir sevgi. Şeker Portakalı’nın nasıl bir kitap olduğundan bahsetmeden önce biraz kitabın yazarına da değinmek istiyorum. Jose Mauro de Vasconcelos yazar olmaya karar vermeden önce boks antrenörlüğü, gece kulüplerinde garsonluk, ressam ve heykeltraşlara modellik ve hamallık gibi farklı alanlarda çalışmıştır. İlk kitabı yaban muzunu 1940 da yayımladıktan sonra daha birçok kitaba imza atmıştır. En ünlü kitabı olarak bilinen Şeker Portakalı’nı ise 1968 yılında on iki günde yazmıştır. Yazar on iki günde yazdığı bu kitap hakkında “onu yirmi yıldan fazla yüreğimde taşıdım.”der. Şeker Portakalı 5 yaşındaki küçük Zeze’nin hikâyesini anlatıyor. Aslında küçük bir çocuğun acıyla tanışmasını okuyoruz. “Babam Totoca’ya asla vurmazdı. Bana vururdu, çünkü dünyada benden kötüsü yoktu.” Zeze’nin bu sözünden de anlaşılacağı gibi içinde bir şeytan barındırdığına inanır ve birçok yaramazlık yapar. Fakat Zeze’nin içinde normal çocukların yapacağı yaramazlıktan daha büyük yaramazlıklar yapmasını sağlayan bir şeytan olsa da öğretmeninin masasındaki vazo boş kalmasın diye öğretmenine hep çiçek getirmesini sağlayan ve babası ona hediye alamadığı zaman üzüldü diye babasına hediye almak için çalışmasını sağlayan bir melek de vardı. Şeker Portakalı kitabını okurken bir çocuğun gözünden dünyaya ve küçük bir çocuğun o dünyada acıyı keşfetmesini şahit
Roman
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,6bin okunma
İnsanın Anlam Arayışı
Puan vermedi·166 syf.··
2022 3. kitabı
" Yaşamak acı çekmektir; yaşamı sürdürmek, çekilen bu acıda bir anlam bulmaktır." Kitap üzerine konuşulacak, yorum yapılacak çok fazla konu, çok fazla detay var. Ama ben ne kadar konuşursam konuşayım kitaba dair anlattıklarım hep eksik kalmış oluyor. Ben daimi olarak bir anlam arayışı içerisindeyim. Sürekli bunun bir anlamı olmalı diye yıllarımı geçirdim. Ve yıllarımı böyle geçirmemin de bir anlamı olmalıydı. İyi de bu anlam arayışımı nasıl sonuca bağlayacağım? İşte tüm yaşadıklarımın anlamı buydu nasıl diyebileceğim? Kitap, bu soruların hiçbirisine cevap vermeyi vaat etmiyor. Çünkü kitabın yazarı Frankl'a göre her insanın anlam arayışı kendine özgüdür. Peki siz kendi anlam arayışınızı nerede buluyorsunuz? #insanınanlamarayışı #myhopeyou #kitapönerisi #kitapincelemesi #kitapalıntıları
1000Kitap
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,5bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2021 16. kitabı
Primo Levi/ Bunlar da mı İnsan Yargıçlık yerine tanıklığı yeğliyorum. Tanıklığı, uğradığım ve gördüğüm şeylerin tanıklığını üstlenmek durumundayım. Benim kitaplarım, birer öykü kitabı değildir. Onları yazarken yalnızca doğrudan deneyimim olan olayları aktarmaya, daha sonra kitaplardan ya da gazetelerden öğrendiklerimi dışta bırakmaya büyük bir özen gösterdim. Bunlar Da Mı İnsan, Primo Levi İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilere karşı anti-faşist mücadele içinde yeralan, 1944 yılında henüz 24 yaşında iken Nazi yönetimince Auschwitz Toplama Kampı’na gönderilen ve o kamptan sağ çıkan 24 kişiden biri olan Primo Levi, ‘Bunlar da mı adlı yapıtında Nazi toplama kamplarında yaşadıklarını, gördüklerini, olağanüstü bir nesnellikle anlatıyor. Primo Levi’nin yazdıklarının yanında kendi hayatı da oldukça dikkat çekici. Kitaptan çok Primo Levi’nin hayatından bahsetmek istiyorum sizlere. Bunlar da mı insan kitabında rastladığımız şaşırtıcı derecedeki nesnelliğiyle diğer kitaplarında da karşılaşıyoruz. Hatta kendi otobiyografisini yazdığı 'Periyodik Tablo' adlı kitabında bile en az kendisinden bahseder. Kendisini bir sır gibi saklayan Primo Levi uzun süre yanında yaşadığı annesinden de bahsetmez. Primo Levi yaşamı boyunca depresyondan şikayetçi olmuş ve baktığımız zaman bölünmüş bir hayat yaşamıştır. Onu sadece geride bıraktığı eserleriyle tanıyoruz. Primo Levi hakkında ilginç bir gerçekte kitaplarında, şiirlerinde, biyografisinde ve yazılarında ‘sevgi’ hakkında tek bir söz bile söylememiştir. Bunun nedeni sorulduğunda ise zaten pek çok kitabın sevgiyle ilgili olduğunu bir de onun kaleminden çıkacak olan yeni bir kitaba kimsenin ihtiyacının olmadığını söyler. Açıkçası ben her kitabında olağanüstü nesnelliğiyle bizi şaşırtan yazarın sevgi üzerine neler söyleyeceğini merak ediyorum. Primo
1000Kitap
Bunlar da mı İnsanPrimo Levi · Can Yayınları · 2018838 okunma