En küçük bir değişim ihtimali görse, tereddüt etmezdi. Fakat hayatın karşısına çıkardığı engeller, aşamayacağı ya da etrafından dolaşamayacağı kadar devasa ve ağırdı. Bu nedenle yepyeni bir yol bulmalıydı. Ne çok yol kapanmıştı şimdiye dek! Eunhye, sayısız engele çarpıp, dolanıp buraya ulaşmamış mıydın? Bu yolun sonunu bilmiyordu; bilse dahi varabilir miydi, o da muammaydı. Böyle anlarda sınırlarını düşünürdü. Annesi ömrü boyunca ' önünde sınır falan yok, ' demiş, bu söz kulaklarında çınlamıştı. Ama gerçekten sınırları olmasaydı, sınır denen şeyin varlığından bile haberdar olmazdı, değil mi?
Bir tek bazı şeyler rahatsız edici. Bu tekerlekle çıkamadığım merdivenler, adım atamadığım zeminler... Teknoloji öyle ilerledi ki robotlar bile ata biniyor ama ben hala bu şeyin üstündeyim.
Sence de İlginç değil mi?
İkimiz de tek başımıza gayet iyiyiz. Kimseye muhtaç değiliz. Fakat insanlar, sanki yardımsız yaşayamazmışız gibi davranıyor. Annem iyi bir üniversiteye gidip insanlara başarılı olduğumu kanıtlamamı istiyor. Neden havalı bir hayat yaşayıp varlığımı ispatlamam gerektiğini anlamıyorum. Biliyor musun, ben sadece seyahat ederek yaşamak istiyorum. Kameramı alıp ayak basmadık tek bir toprak parçası kalmayana da gezmek.
Yine de bu, bacağımı tamir ettirmek istediğim anlamına gelmiyor. İyileşse güzel olurdu tabii ama olmazsa mutsuz olacağımı sanmıyorum. Her şeyin aynı olması şart değil. Böyle de yaşarım.
-Today ölmeli.
-Neden?
-Koşamadığı için.
-Neden?
-Eklemleri tükendiği için.
-Neden?
-Çok hızlı koştuğu için.
-Neden?
-İnsanları istedi.
-Neden?
-Çünkü sadece hızlı atlar onlara haz veriyor.
-Neden?
- ...
- Ha, az önce söylediklerini duymadım. Aslında duydum ama tam anlayamadım. Kafana takma.
- Takmadım zaten. Duysan da fark etmezdi.
- Ama duymamı istiyorsan, direkt söyleyebilirsin.
-Neyi?
- Seni dinleyebilirim. Doğru bir cevap veremesem bile.