Cümle Kapısı / Nazan Bekiroğlu
Derdimiz hep anlatamamak ve anlaşılamamak değil mi? “Ben öyle demek istemedim," cümlesi ile başlayan boğucu koridorların aşılması ne kadar zordur. Ardından gelen "Böyle demek istedim"ler de daha fazla ifadeye muktedir değildir. Üstelik bize hep ihanet eden dile rağmen bizi en iyi anlayacak olanı beklemiyor muyuz sürekli? Ve bizi en iyi anlayacak olanı bulduğumuzu zannettiğimiz her defasında yeni bir ihanete hoş geldin demiyor muyuz? Ve o her defasında yanlış kişi çıkmıyor mu? Hayret, sen, sen değilmişsin!
Gel seninle resim yapalım. Bir yüz çizelim ince, Küçük nezleli bir burun Ve gözler zeytin iriliğinde. Sonra bir gelincik, ince bir boyun, Soyulmuş bademden daha ak bir ten, Öyle bir yüz ki seher vakti Mutluluk estirsin güneş doğarken Ve saçlar çizelim, bulutlar, Türküler, masallar gibi, Hepsinin üstüne sonra Kocaman bir insan yüreği. Öyle bir yürek ki sevgiyle Arkadaşlıkla, mutlulukla dolsun, İsterse ondan sonra Bütün şairler ölsün.
Cahit Külebi
"Herkes mükemmel olabilir.. Çünkü herkes hizmet edebilir.Hizmet edebilmek için üniversite bitirmeniz gerekmiyor.Hizmet edebilmek için özne ve yüklem arasındaki uyumu da düşünmeniz gerekmiyor.Sadece zarafetle örülü bir yüreğe ihtiyacınız var ve de sevginin yarattığı bir ruha."MartinLutherKing