(SPOILER)
Açlık, açıklık, fakirlik, yoksulluk, dilencilik, delilik, bu terimlerin hepsinin tek bir kitapta toplandığına inanabilirsiniz. Hangimiz, hangi birimiz ölmeyi bırak bir yerde bayılıp
Çizgi filmlerden görüp de ne olduğunu az çok bilen ancak tam olarak hikayesini bilmeyen bir kişi olarak hikayesini çok merak ederek aldım ve okudum. Okuma sırasında hiç sıkılmadan değişik duygular hissederek okuyup bitirdim. Artık kendimi biraz daha az cahil hissediyorum :).
Aslında bir şeyi canlandırırken ne gibi bir mantık kullanıldığını merak etmiştim ancak tahmin edileceği gibi bu konu herhangi bir şey söylenmeden baş kahramanla birlikte bir sırra gömülüyor.
Empati duygunuzu geliştirebilecek olan bu kitap sizi sürekli ters köşe yapabiliyor. Kitabı baş kahramanımız Victor Frankenstein’in ağzından okuyoruz bu yüzden sürekli olarak canavarımızın neler yaşadığını düşünmeden duramıyoruz. Biz sadece Victor’un bildiği kadar biliyoruz. Kitabın bir bölümünde canavarımızın hayatı nasıl öğrendiğini deneyimleme şansımız oluyor o yüzden kanımız ona o kadar ısınıyor ki canavarımızı standart bir çirkin Frankenstein modeli olarak düşünemiyoruz. Yeni doğmuş bir bebek gibi; ruhu, duyguları, düşünceleri tertemiz, sadece sevgi isteyen bir bebek gibi görüyoruz. Ancak hayattaki kötü insanlar gibi canavarımızda sonradan sevgisizlikten, iletişimsizlikten ve en önemlisi yalnızlıktan dolayı kötü bir karaktere dönüşmek zorunda kalıyor. İnsanlar hikâyenin sonunun kötü biteceğini hatta kendi sonlarını hazırladığını bile bile yine de intikam istemeyi ve bazı konularda çok ısrarcı davranılmasını konu alan bu başyapıt benim için şu ana kadar okuduğum en iyi klasik kitaptır.
Daha öncelerde kitap okuma alışkanlığım vardı ancak daha çok edebiyat üzerine ağırlıklı kitaplar okumaktaydım son zamanlarda bilim ve teknolojiler hakkında kitaplar okumaya başladım ve gerçekten çok zevk aldığımı fark ettim. Öncelikle beni bu yola sokan insanlara çok teşekkür ederim.
Kitabı ilk başta elinize aldığınızda Stephan Hawking’in bir kitabını okuyacağınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz bu kitap Kerem Cankoçak’ın da yazdığı önsöz ile iki kişilik bir kitap olmuş.
Stephan Hawking’in anlattığı konuları anlamamız için yazılan yaklaşık 25 sayfalık bilgilendirici bir önsöz ile başlıyoruz. Kitap aslında kara delikler ile ilgili olmasına rağmen, ben kara deliğin dışındaki şeyler hakkında daha çok bilgi edindim. Mesela Fransanın kara deliklere kara delik isminin verilmemesini istediklerini biliyor muydunuz ? Ögrenmeyin boşverin, kitap da böyle esprili yazılarda yer yer bulunmakta. Bu bilgileri edinmede kitabımız teşvik etmiş olsa da daha çok konu başlıklarını alıp benim kendi internet araştırmalarım sayesinde oldu diyebiliriz. Yani kitap size git bunu araştır bir bak bakayım neymiş tam olarak diye itekliyor.
Tarihi sırayla kara delikler hakkında ne düşünüldüğünden şimdiki zamanımıza kadar hakkında düşündüklerimizden nelerin değiştiğini ve hangi yeni düşünceler ve kanıtlar geldiğini görebiliyoruz. Kitabı ben sevdim size de tavsiye ederim.