Televizyon. Neden izliyorum onu? Her akşam politikacıların geçidi: içimin kararması, midemin bulanması için onların çocukluğumdan beri bildiğim o sıkıcı, boş bakışlı suratlarını görmem yetiyor. Okulda, en arka sıradaki zorbalar, o iri kemikli, hantal oğlanlar, artık büyümüşler ve yükselmişler, ülkeyi yönetiyorlar.
Babaları ve anneleriyle, teyzeleri ve amcalarıyla, erkek ve kız kardeşleriyle bu adamlar: bir çekirge sürüsü, ülkeyi istila eden bir kara çekirge salgını, durup dinlenmeden ağızlarını şapırdatıyor, insanların hayatlarını bir çırpıda yiyip bitiriyorlar. Dehşet ve nefretle dolduğum bir ruh hali içindeyken neden seyrediyorum onları? Neden eve alıyorum onları? Çekirge ailesinin saltanatı Güney Afrika'nın gerçeği olduğu ve midemi de bu gerçek bulandırdığı için mi? Artık meşruluk talep etme zahmetine girmiyorlar bile. Mantığı silkip atmışlar. Onların kafasında sadece güç ve güç sarhoşluğu var. Yiyorlar ve konuşuyorlar, hayatları şapur şupur çiğniyorlar, geğiriyorlar. Ağır, obez konuşmalar. Halka olup oturuyorlar, sıkıcı tartışmalar yapıyorlar, talimatları çekiç darbei gibi: ölüm, ölüm, ölüm. Kötü kokular rahatsız etmiyor onlan.
Ağır gözkapakları, domuz gibi bakan gözler, kaç kuşak köylünün kurnazlığını taşıyan bir kurnazlık. Birbirlerine komplo da kuruyorlar: olgunlaşması on yıllar süren ağır, köylü komploları.