Hiçbir insan yoktur ki sıfırdan bir şey yaratsın. İnsanın tüm fikirleri tüm dürtüleri dışarıdan gelir. Âdem’in düşünceleri de ona dışarıdan geldi. Sen ölümden korkuyorsun bunu sen icat etmedin dışarıdan konuşarak öğrenerek aldın. Adem’deyse ölüm korkusu yoktu ölümle tehdit edildiğinde bunu yine dışarıdan öğrendi.
Aklın sadece bir makine fazlası değil, onun üstünde bir hakimiyetin yok, onun da kendi üstünde bir hakimiyeti yok sadece dışarıdan bir etki ile çalışıyor onun işlevselliğinin kuralı bu tüm makinelerin kuralı bu.
Kıyafet değişiminden sonra milli dava adeta bir modernlik iddiası şekline girmişti. Bir Avrupalı gibi giyinip süslenmek bir Avrupalı gibi dans etmek bir Avrupalı gibi yaşayıp eğlenmek ve hele bu iddiada Avrupalılar nezdinde Avrupalılar arasında muvaffak olmak bunlara büyük bir zafer kazanmak kadar ehemmiyetli görünüyordu. Türklerce sanki medeniyet yolunda bir geniş adım atılmış gibi oluyor eşte dostta bir düğün dernektir gidiyordu.
Doğrusu bazen başımıza çöken milli felaketi takdir edeceğim geliyor eğer böyle bir felakete uğramamış olsaydık ben şimdi nerede ve ne idim. İstanbul’un herhangi bir mahallesinde bu evin içinde herhangi bir genç adam ki gündelik hayatın kaygıları ve istikbale ait kısır tasavvurlar içinde bocalayıp durur halbuki şimdi burada vatanın birtakım yeni şeyler kaynayan göbeğinde bütün bir milletin ıstırabıyla yaşayan ve bu ızdırabın içinde peşin bir bahtiyarım.