Huzur'dan bir alıntı:
"Sabih karısına her zamanki tatlı bakışla bir göz işareti etti. Onun bütün gün niçin her şeye hiddet edeceğini biliyordu. 'Bir köşeye otururum, lafa karışmam. Ev sahipleri tahammül etsinler!' Zamanla karısına, bütün aksak taraflarını öğrendiği eski bir otomobil gibi alışmıştı. O istediği yerde durur, bazen hiç fren kabul etmez, vitesleri kendi kendine değiştirir, bazen dolu düzgün yürürdü. Sabih'in vazifesi bu eski makinenin bir kaza çıkarmasını önlemekti."