Emin K.

Emin K.
"Bilgeliğin arttığı yerde keder de artar ve bilgisini arttıran, derdini de arttırır."

Emin K.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.·
Beğendi
·
2024 7. kitabı
Sándor Márai
8.3/10 · 692 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Korkunç bir paniğe kapıldım. Bir şeyler olmuştu. Bunu hissediyordum! Hayır, hissetmiyordum, kesinlikle biliyordum! Anna şimdi uyuyordu! Yok yere onu nasıl kaldırırdım? Bir şey olmuştu! Ya şimdi şu anda, ya biraz önce, ya da çok önce, ama ben şimdi haberdar oldum! Anlamlar ve hisler evreninde bir yıldızın ışığı söndü ve bu trajedi ancak şimdi bana ulaştı! Yani benim de bulunduğum 'diğer' boyuta ancak gelebildi! Bu 'diğer' yani gerçek evreni şimdi, kendimi de koyduğum o alacakaranlık ve sonsuz evrene göre minicik hissediyordum. Evet, bir şey olmuştu, ama ne zaman? İki insanın arasında bir şeylerin kırılıverdiği anın fotoğrafını kim çekebilir? Kim o anı dondurabilir? Kim elle tutulur hale getirebilir? Ne zaman olmuştu bu? Gece, herkes uykudayken mi? Ya da bugün öğle yemeğine oturduğumuzda mı? Muayenehaneye geldiğim an mı? Yoksa eskiden, çok eskiden olmuştu da, şimdi mi algılıyordum? Ve biz buna rağmen yaşamaya devam mı etmiştik? Sohbetler ederek, öpüşerek, birbirimizin elini tutarak, gözlerimizle diğerinin bakışlarını arayarak! Zembereği kırıldığı halde, yayı boşalıncaya kadar hareket eden kuklalar gibi bir süre daha var olmaya devam mı etmiştik? Ölülerin de bir süre daha sakalları ve tırnakları uzar! Sinir hücreleri artık öldüğü halde alyuvarların bir süre daha yaşaması gibi... Hiçbir şey bilmiyoruz biz! Şimdi ne yapabilirdim? Elimden ne gelebilirdi? İki insanın arasında bir şeyin sona erdiği o anı, o anın binde biri kadar kısa süreyi yakalayabilmek için, bu alacakaranlığı neyle aydınlatmalıydım?
Sayfa 133 - Yapı Kredi Yayınları, 3. Baskı, 2022, Çvr: Tarık Demirkan·Kitabı okudu
Çevremde her şey giderek hızlanıyordu. Artık dinlenmem mümkün değildi... Hayat tarzları katılaşmaya başlıyordu. İnsanların yüzleri gergin ve köşeliydi. Daha sonraları, yani yaşadığımız zamanın ruhu hakkında bilgi sahibi olmaya başladığımda insanların yüzlerine daha bir bilinçli bakmaya başladım. Ve şunu fark ettim: İnsanların yüzlerinde her şeyi unutan mutluluk izlerini giderek daha az görüyorum. Şu çağa ait yüzlerde rahat bir yumuşaklık yok. Yarış yapan insanların çarpık bakışı, duygusuz gözleri seni karşılıyor. Bu bakışlar kime benziyor biliyor musun? Artık finişe çok yaklaşan atletlerin korkunç bakışlarına! Hani o bitişe, yani hem zafer hem de her şeyin sonu demek olan finişe yaklaşan insanın gözlerine yerleşen bakışlara...
Sayfa 121 - Yapı Kredi Yayınları, 3. Baskı, 2022, Çvr: Tarık Demirkan·Kitabı okudu
Herkes eninde sonunda kendi kaderiyle baş başa kalmak zorundadır. Belki sen henüz bilmiyorsun, ama hayatta kimseye yardım etmek mümkün değildir. Edemezsin! En zor iştir bu! Çevrende sevdiğin, ya da senin için önemli olan bir insanın kendi sonunu hazırladığını görüyorsun, kendi çıkarlarının tam aksi yönünde çılgınca koşuyor! Kederle, hüzünle, ya da bitkin bir şekilde... Bunu fark ettiğin anda kafanda tek bir şey var, ona koşmak, yardım etmek. Ama kısa sürede anlıyorsun ki bu mümkün değil. Peki bunun nedeni ne? Ona karşı fazlasıyla alttan mı aldın? Ona iyi davranmadın mı? Yeteri kadar samimi, heyecanlı, ya da alçakgönüllü olamadın mı? İşte sorun tam da burada gizli. Asla 'yeteri kadar' olamıyoruz. Peygamber olsan, mucizevi güce sahip olsan ve peşine havarileri toplasan yine de yeterli olamıyorsun! Zorlama kendini, kimseye yardım edemezsin. Çünkü insanın 'çıkarı' onun için iyi ya da anlamlı olanla özdeş değil. Belki o acı onun için gerekliydi! Kim bilebilir, belki dışarıdan “onun çıkarına aykırı gibi görünen şey, ona lazımdır! Bir insanın 'çıkarından daha gizemli bir şey yok hayatta. Şikâyetlere çare bulabilirsin, baş ağrısına ilaç verebilirsin. Ama başının ağrımasına neden olan ruhundaki şeyin yanına bile yaklaşmak mümkün değildir.
Sayfa 114 - Yapı Kredi Yayınları, 3. Baskı, 2022, Çvr: Tarık Demirkan·Kitabı okudu
Çok sonraları, yani doktor unvanını taşımama rağmen, artık ruhen o meslekten uzaklaştığım zaman gerçeğe yaklaşacaktım; hastalarımı dinlerken, onlara reçeteler, ilaçlar verirken, kabızlıklarını, karın ağrılarını tedavi ederken bir şeyi fark ettim; onların acılarını hafifletebilirdim, ama hastalıklarına neden olan şeye tıbbın imkân verdiği hiçbir araçla ulaşamayacaktım. Yani o el sürülemeyen, yanına yaklaşılamayan, insanın ruhunun saklandığı o en mahrem yere... İnsanın kaderiyle tek başına karşı karşıya kaldığı, bir yabancının asla adımını atamayacağı en özel yere asla elimi süremeyecektim... Yani insanda böyle bir yer olduğunu keşfettim. Bunu kavradığım anda işte o zaman annemi de anladım. Ama annem artık hayatta değildi. İnsanlar, kendi hayatlarına yön veren yasaya bir şekilde bağlılar. Annem, hayatın kendisini hapsettiği o karanlık dehlizlerden çıkmaya cesaret edememişti.
Sayfa 113 - Yapı Kredi Yayınları, 3. Baskı, 2022, Çvr: Tarık Demirkan·Kitabı okudu